Lisanya Şiiri - Şair Lisanya

Şair Lisanya
1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Lisanya

Oysa zamansız kurgulanmıştı hayat ve kitaplarda yazılan gibi değildi hiçbir şey.
Bu düş benim bedenime ağırdı, altından kalmak güç, belki imkansızdı...
Ama uyanmak istemiyordum...
Ağlamak istiyordum - yapamıyordum,
Acınmak istiyordum - yediremiyordum.
Haykırmak isterken düğümleniyor,
Avazım çıktığınca susuyordum....
Yaşanılacak onca sonbahar acılarım, paylaşılacak onca yalnızlığım dururken sen vardın hayatımda..
Aynada konuşulacak yüzüm, sensiz yaşanılacak hüzünlerim vardı, sen yeşerdin en olmamış yanımda...
Bugün sana yüreğimin en derin yerini gösterdim, hem de karşılık gözetmeden.
Gövdemi yüreğimle kırbaçlayarak ve parçalayarak o nankör suskunluğu, en derin yerinden haykırdım...
Seni sevmek en ağır düştü ve ben bunu taşıyamadım...
SUSTUM..

Belki susmalıydım ama yapamadım.../
Gözlerindeki gülümsemeyi, zihnindeki karmaşayı görebiliyorum,
bir mülteci isyan seninki sezebiliyorum...
Kafamı duvarlara vurmadan ve yitirmeden yüzümdeki anlık tebessümü,
zamanın en olmadık oyununa inat seyrediyorum seni...
Bugün acılarının, kararsızlıklarının, yitik yarın kaygılarının, anlamsızlıklarının, düş kırıklarının, sancılarının,
yinede inat umutlarının, korkaklıklarının, bağlılıklarının, bağımlılıklarının, boyun eğişinin, serzenişinin ve hasretinin öyküsünü anlattın bana,
Seyrediyorum Seni.
Şimdi yüreğim cam kırığı ve bütün iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum.
Tüm beni kıran yaşanmışın darağacında, cezalandırıyorum...
Şimdi zaman sensizliğin ertesi ve durdurabilmek için tüm saatleri kendimi olanca paralıyorum,
bir damla gülüşün için, tüm inandıklarımı harcıyorum.../
Şimdi tüm şarkılar benim için yazılmış.
Artık her öyküde bir ben var, her öykü bitmeyecek bir kaosta süregidiyor,
her kahraman kendi acısının derdinde. Yazar bitkin ve bunalımda, ne kadar kutsal,
özel ve ayrıcalıklı cümlesi varsa tüketmiş, sonu arıyor...
Oysa ne zamandan kopabiliyor, ne de hayattan gizlenebiliyoruz...
Hayattan ve kendimizden korktukça kendimizi aşkın kutsal acısına kapatıyoruz...
Hayat acı verdikçe biz o kutsal, o ayrıcalıklı kıldığımız acımıza daha bir sarılıyoruz..
Artık hayatın içinde çırılçıplak varolmak incitmiyor yüreğimi
Çümkü
Mükemmelin kölesi olmak, hayatın sıradanlığını yaşamaktan daha göz alıcı..
İkimizde kendi gurbetimizde yaşıyoruz, ne yapsak ne etsek kendimizi özlüyoruz...
Oysa biz kendimizi kutsala adadıkça, mükemmelin, kusursuzluğun peşinden koştukça, hayat bize dokunmadan, içimize hiç sızmadan geçip gidiyor uzaklara..
Aslında biz de birbirimize dokunmadan geçip gidiyoruz;
Bayağı, acımasız, kirli ve sıradan ama gerçek bir hayatın kollarında.../
Hayatı ve seni buradan seyrediyorum...
Odandasın ve tek başına dans ediyorsun...
İyilik ve sevgiyle gülümsüyorum; seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor..
Oradasın ve varsın işte... Nereye gitsem içimde hissediyorum seni...
Hayatın bütün renkleri yüzünde..
Odanda tek başına dans ediyorsun...

İlk kez acı çekmeden özlüyorum seni.....
Günaydın sevgilim.../
Bu sabah seni koynunda barındıran ve saklayan,
ßeni acıtan ve kanatan bu şehre doğdu yine güneş sen uyurken;
Hem de bir tek zerre ışığına bile layık olmayan onca insan varken bana ve acılarıma inat yine çıkageldi...
Yaralarım acıyor gün ışığında...
Sadece sen varsın diye seviyorum sabahları,
Her gün sana sarılacak kadar yakın, ama ulaşılamayacak kadar uzak yerindeyim bu şehrin..
Varlığını ve beni sevdiğini biliyorum,
Tüm kalabalığına ve o kalabalıkta kaybolmuş yalnızlıklarımıza inat sana dokunmak istiyorum,
Ama gözlerine bakarken bile, sana en uzak yerindeyim bu şehrin.
Gecenin ağırlığı ve uykusuzluğun pençesi gözlerimde henüz, resmine bakmak için açıyorum yalnızca...
Yüzünde, gözlerinde, gülüşünde o sarıldığın çocuğunki kadar sevecenlik var; görebiliyorum...
O nedenle bu şehri sadece sen varsın diye seviyorum.../
Biriktiği gözlenemeyen iki şey sevgi ve emektir denir...
Ne kadarını '' hiç bilemez, ölçemezsin sevdaların...
Bazen tırnak kadar görünür de dünyalar kadardır...
Bazen dünyalar kadar görünür de kesilip atılacak, tırnak kadardır...
Ararken ölçüsünü, yitirip gidersin...
Bittiğini sanırsın da birikmiş kocaman olmuştur kafanda...
Yüreğin bağımsız olduğunda bir gün döküverirsin ortalığa..
Duyan olsa da olmasa da...
Günübirlik tükettiğini sanırsın emeğini...
Kiralamış da olsa başkası, sende kalır zerreleri..
Toplayamazsın ilk anda.../ Toplayamazsın da o kendiliğinden çıkıverir ortaya...
Kente yağmur yağıyordu...
Ne yağmurdan, ne kendimizden kaçabiliyorduk..
Yüzleşmek gerekliydi hayatla, ıslanmalıydık...
Hayalsiz, geleceksiz, koşulsuz, hiç bir beklenti içinde olmadan- seninle dolu olan her an benim için özeldi..
Ne yana gitsem sen vardın,
ISLANIYORDUM..

Lisanya

Şair Lisanya
Kayıt Tarihi : 12.9.2006 13:18:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Şair Lisanya