Gözlerinde gecenin en karanlık perdeleri,
Lahitlere gömülmüş binlerce yıllık sırlar
Kâşiflerden macera bekleyen…
Büyülü ışıklar var karanlığının ardında
Kış gecelerinde bulutlara pembelik veren,
Mayıs sabahlarında ağaçlara ilk vuran
Deveran ediyordu dünya,
İki boynuzun arasında sallanan.
Buzlar dökülüyordu bulutlardan
Tepesine Fin ormanlarının.
Kucaklanmıştı aşılmaz sislerle etraf,
Geyiklerin burnundan yükselen…
Sevgilim
Kavuşmadığında ellerimiz
Okyanus köpükleri oluşur
Küba sahillerinde
Melankoliye bürünür deniz fenerleri,
Puro yakar işaret vermeyip
Kaplardı etrafı soluksuz bir sis
Kutsal metinlerin sayfalarından çıkan
Sabırla beklerdi And Dağları
Soluk almayan serüvenleri
Machu Picchu’da…
Kulak vermiştim denizlerin sesine
Muzaffer bir denizci olacaktım
Afili düşesini arayan bir dük
Mercan renkli Venedik’te…
Gönül vermiştim pastel konaklara
Düğününde kumların rüzgarlarla,
Geliniydin çöllerin destan dillere
Giydiğin nedir garbın karasından
Ey Palmira?
Saklambaç oynardın yıldızlarla
Dökülüyordu sakuralar baharda
Hatırlatıp geçici zamanı
Seyredalmıştım ölümün yolculuğunu
Arafta kalmış gözlerimle
Kaskatıydı ayaklarım
Atamıyordum hür adımlarımı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!