Korku, insanın kendi gölgesinden kaçmasıdır.
Ama bazıları vardır ki o karanlığın içinde parlamayı seçer.
Hislerin ensesinde bir ömür, kalemin ucunda bir nehir...
Dinle...
Zamanın çarkı döner, dişlilerde ruhumun tozu var,
Her sabah uyandığımda aynada bir yabancı yüzü var.
Dünya bir labirent; çıkışı meçhul, yolları dar,
Cebimde biriken taşlar, kalbimde bitmeyen bir kış var.
Düştüm, dizlerimde kabuk bağlamış binlerce yara,
Sözlerim bir pusula, rehber olur bu kör karanlığa.
Ekmek kavgası değil bu, bir onur mücadelesi;
Susturamazsın içimdeki o yırtıcı, gür sesi.
Yırt şu sessizliği, duy içimdeki o gür sesi,
Ekmek için değil, bu bir onur mücadelesi!
Dizlerim yara bere, yollar dar ve kapkara,
Sözlerim pusula olsun bu kör karanlıklara.
Gök yarıldı, bak, ufukta bir ışık doğuyor isimsiz,
Karanlık pusuda beklerken biz kaldık nefessiz.
Adı üstünde bir parlayış, bir direniş bu: Lâmih!
Kaderle raks ederken her mısramız birer fatih.
Yılma, kırılma; parlaman gerek bu zifiri gecede,
Hayatın sırrı saklı o tek bir mukaddes hecede.
Kalemim kılıçtan keskin, kâğıdım en sert kalkanım,
Fırtınalar kopsa ne çıkar? Ben zaten hep çalkalandım.
Yalan dolan sofrasında karnı tok olanlar utansın,
Ben doğruluğun peşinde, varsın her yanım yansın.
Lâmih gibi parlamak, karanlığı kalbinden vurmak gerek,
Zorbaların dünyasında dik durup "sabır" demek.
Yırt şu sessizliği, duy içimdeki o gür sesi,
Ekmek için değil, bu bir onur mücadelesi!
Dizlerim yara bere, yollar dar ve kapkara,
Sözlerim pusula olsun bu kör karanlıklara.
Çünkü karanlık sadece senin parlamandan korkar.
Lâmih gibi... Derinden ve sessizce...
Kendi savaşının kahramanı ol.
Kayıt Tarihi : 14.1.2026 10:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!