Lâl Şiiri - Gecenin Hüznü 2

Gecenin Hüznü 2
1

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Lâl

İnce yağan bir yağmur altında yalnız yürürken uzun uzun konuştum seninle içimden .
Uzun uzun sessizliklerimi, sessizliğinin her notasının içimde bazen delice melodilere döndüğünü, bazen hüzün damıttığını, bazen göğsümün göğüne d/okunup avuç içlerimi öptüğünü anlattım.
Sonra o ince yağmur yerini şiddetli bir sağnağa bıraktı
Bir duvar dibinde saklandım, kalbimi sakladım boğulmasın diye!
Kepenklere vuran damlaların sesi ürküttü beni
Seni arayıp "korkuyorum" demek geldi içimden,
Gözlerim doldu,
Telefonu üzerine damlayan gözyaşımla tekrar çantama bıraktım.
Bardaktan boşalırcasına yağan yağmur temizlemek ister gibiydi kirleri,
Fazlalıkları kusmak ister gibiydi dünyanın dışına.
Göğsümü açıp kalbimi avuçlayarak bir bulutun altına bırakmak istedim
"Yıkansın süveydaya ait ne varsa " diyerek
Bir inşirah ferahlığına talip, "inşiraha layık mıyım?" Düşüncesiyle boynu bükük, garip...
Hiç bir şeyim eksik değildi senden başka
Ve senden başka hiç bir şey bunca yetim hissettirmemişti beni.
Oysa sen hiç yoktun!
Sineme batıp çıkmaktan bitkin düşmüş bir oktun.

Sonra delirmiş bir nehir gibi akan tüm zamanları düşündüm.
Sevdiği kadın olmadan durmayan adamların gerçekliğini ve ona karşın,
Hayalimdeki o gülümser tavrından sonra "hadi" diyerek elimi avuçlayıp, yokluğunun içinden çıkardığın ve yokluk içinde var olduğumuz bir olduğumuz zamanları anımsadım. Bu paradoks can yakıcı bir tufana dönüştürdü tebessümlerimi.
S/ustum...
Us...
Uyanış...
Yanış...
Kalbimin solunum cihazına bağlanan fişini çektim usulca.
Öyle ya hiç gelmeyecek bir yaşamın hayalinde olmak solunum cihazına bağlı bir ölü gibi arafta, ezâda olmaktı...

Sağanak devam ediyordu
Ama çıktım saklandığım duvar dibinden
Şemsiye de almadım yanıma
Islanmak beni kendime getiriyordu.
Ölümü kabullenmek,
"Acaba yaşar mıyım?" sorusundan çok daha net bir cevabı barındırıyordu...
Kepez diplerinde sığındım bir zaman
Bir zaman kalabalık sokaklarda var gibi dolandım
Kalbime koşmak istedim bir zaman
Sonra "Kalbin yetimdir" sahibi yok ki dedim kendime
Geri döndüm sana gelen her yolun başından.
Düşler, düşüşler, seni iliğimde yalnız başıma yaşarken başıma gelen işler...
Oysa sen hiç yoksun!
Sen her ayaklarımı yerden kesip, beni soluksuz bırakan, dudaklarınla avuçlarımı yakan, gözlerinin ateşiyle iliklerimi yangın yerine çeviren her hayalin sonunda, sineme saplanan oksun!

Yürüdüğü her yoldan sonra annesinin gelip onu alacağını düşünen bir çocuk ümidiyle sürekli ardına dönüp bakan, uzanan elini bekleyendi yüreğim.
Hiç bir gidişi durdurmadın.
Hiç bir suskunluğu bozmadın.
Yağmurlar yüreğimdeki tüm ümit kırıntıları yıkadı
Sanıyordum .
Bir gün kolumdan tutup sokağa attılar, hadi kalbine git dediler. Sokakta kaldım.
Ama seni arayamadım.
Kalbim!
"Gel beni buradan al." diyemedim.
O zaman farkettim ki sana gel bile diyemeyecek kadar benim değilsin. "Hadi elimi tut" diyebilecek kadar senin değilim.

Tüm ümitleri, sağanakları, süveydaları ardımda bıraktım. Seni ardımda bıraktım.
Kalbim mi?
Gidebilmesi için onu düşlerinde, arzularında, hayallerinde özgür bırakman lazım...
Ben gittim.
Ben yittim.
Ben düşler sokağını terk ettim.
Akil sofralarda divane değilim artık!
Divaneliğimi eşiğine bırakıp, akil sofralarda akil bir şekilde oturan bir lâl'im...

Gecenin Hüznü

Gecenin Hüznü 2
Kayıt Tarihi : 20.2.2026 15:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Hikayesi:


Hiç gelmeyecek bir adamın hayaliyle sâfi yalnızlığa yürümüş. Tüm deli ve dünyaya sığmayan yanlarını saklayarak akıllı olmayı öğrenmiş bir kadının hüznü...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!