I/
bir meteliğe kurşun sıkıyorum
iki de sana bilesin.
boğazımı aşıp göğe yükselmedi isyanım.
yengeç misali,
" serde kabadayılık var "
eğilip, bükülmeye
bigânedir Ağalar..!
II/
anam " aç kabadayı " derdi,
yüzüme gülümseyerek.
eyvallahsızlığıma atıf yapardı.
babam,
Türkçe bir kelâm oturttu dilime,
" Allah izin verirse "
abduhu ve resulühü
herkes çekildi kabuğuna.
III/
dört erkek kardeşten biriydim işte,
iki ağam, bir gardaşım.
maziden çıkıp atiye yürüyorum.
yükümü Düldül dağlarından getirip
ayağına sermişim.
bir demet bohça çiçeği,
bir çoban kırbası.
IV/
it gelip, demirci dükkanından
ne götürür, bilmiyorum.
herkesten çok dedemi özlüyorum..!
Osman TorunKayıt Tarihi : 4.3.2026 01:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




bizden de sana küçük bir hediye;
ve bir çocuk masumluğundaki bakışlarımdan geçiyordu;
sak/lan/baç çiçekleri körebesinin köşe kapmacasında,
uzun eşeğin üstünden ırmakta taş sektirişim,
elektronik beyin adı verilen bir kasabalı kuzu gibi;
çelik çomaktan bıkkınken,
ve micozun kırdığı biricik mavi bilyenin,
talihsizliğine içerlemiş,
ve dahası kanatlılar bilmecesindeki bıçak da,
yağmur erteleri oynan kader çizgisi oyununda
dar boğaza saplanmışken,
yine,
yap/boz/yap memleket haritasında
yerini bulamadığım uşak kayıpken,
bir insan anatomisindeki iç organların yeri bile,
gözü kapalı bulunabiliyordu hayatta sanki artık,
tekrar, tekrar ve tekrardan…,
ve belki de panayırda kaybolmuş bir çocuktum,
tuzlu kocaman gözlerimle ve,
atlı karınca döndükçe,
hareleri oyuncak çemberiydi ne malum,
ve belki mutlu çocuk yüzleri biriktiriyordum,
yüzümü yasladığım parlak bir yıldızın yanağında;
zaman, pastasını bir kez daha keserken…,
derken gök;
matem giysisini geçirip üstüne,
tülden siyah örtüsüyle,
sildi tuzlarını çocuğun gözlerinden,
ve üfledi mumu…,
TÜM YORUMLAR (1)