Kolektif özneler hem müşterek eylemli olup, “müşterek eylemliliğe göre etkileyip etkileniyordular”. Bu yeni bir kulvar, yeni bir yol, yeni bir etki alanı olmakla kolektif akıldı. Kolektif akıl groteskti aklı, sosyal aklı da içerir. Kolektif akıl kişi aklını da sosyal aklı da aşan karakterdi. Kolektif eylemler akıl almaz denli gelişen kolektif etkiydi. Değişen, değiştiren ve değiştirdiği ile değişen akıldı.
Kolektif eylemli ve kolektif uygulamalı aklın içinde kendi eylemleri olmayan ama kendi eylemleriyle de girişen, kendi dışında oluşan bir kolektif bilinç ve kolektif özne vardı. Bu girişmelerden kolektif akıl ile kolektif sonuçlar çıkarıyorlardı.
Sonuçlar da yararlanım da birikim de çevrim de kolektif olmakla etki, kolektif etki ve kolektif akıldı. Öznenin bütün eylem, düşünce ve etkileşimleri kolektifi oluşumlar taşıyordu. Kolektif etkiler paylaşım sonrasında özelleşip, öznelleşen bir kullanım ve tüketimdi.
Tekil özneler üzerindeki temel ihtiyaçlar gerilmesinin yarattığı stres, diğer özneler üzerindeki temel ihtiyaçlara karşı oluşan girişim etkisi, KUVVETTİ. Hem de kolektif bir kuvvet ve kolektif sinerjiydi.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta