KOCA ÇINAR
Devletime kök oldu, Bilecikler, Söğütler
Üstad Edibaliler ilim irfan öğütler
Üç kıtada âleme, nizam veren yiğitler
..... Yaradan’ ın yoluna korkusuzca baş koydu
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




.Fransa,Rusya,Cezayir, Hindistan, Avustralya ve Yeni zelandadan gelen işgal kuvvetleri şimdilerde Türkün yenilmez azmine selam durmaya geliyorler dört bir yandan.
Her neferine saygı ve minnetle rahmet diliyorum...
Deryalarca çoşkun kalsın yüreğin
Ümran Tokmak
Devletime kök oldu, Bilecikler, Söğütler
Üstad Edibaliler ilim irfan öğütler
Üç kıtada âleme, nizam veren yiğitler
..... Yaradan’ ın yoluna korkusuzca baş koydu
..... Serdengeçti canlara, ölüm bayramdı, toydu
Dörtyüz çadır halkından doğdu cihan devleti
Üç kıtada hünerle, yaşattı adaleti
Tanıdı tüm Avrupa mertlik ve asaleti
..... Oğuz nesli içinde kutlu cihangir soydu
..... Gaza için tutuşan gönüllü mümtaz boydu
Nail oldu müjdeye, dağları aşan yürek
Kanatlanmış gemiler, istemez yelken, kürek
Çağlara meydan okur, şanlı feth-i mübarek
..... Dize geldi Konstantin, tarihin hükmü buydu
..... İslamın gür sesini, koskoca cihan duydu
Maziye dönebilsem, çözsem gizli sırları
Geçmişi arındırsam, paklasam asırları
Neslime hâlâ tehdit Viyana’ nın kirleri
..... Türke geçit vermeyen kahpe engeller neydi?
..... İhanetler yüzünden takvimler geri saydı
Derdim çoktu bu yüzden aşamadım dağları
Hep hasretle aradım o haşmetli çağları
Harap olan yurdumun yağmalandı bağları
..... Her şehit anısına, bin pare yıldız kaydı
..... Sitareler altında, topraklar cana doydu
Kafkaslarda donarak, cennetlere uçuldu
Umudumuz Yemen’de, kızgın çöle saçıldı
Boğaz’da Mehmet’lerim gök ekinken biçildi
..... Tarih o gün ceddime toprakla nikâh kıydı
..... Şehidim cennetlerde nurdan libaslar giydi
Koca çınar yıkıldı, hüzün doldu içimiz
Haini koynumuzda beslemekti suçumuz
Ümitliydi yine de, yoksulumuz açımız
..... Felaket kâbusunda kaybolan dolunaydı
..... Enkazdan doğan güneş, sönmez ışıklar yaydı
TEK KELİME İLE.........MÜKEMMEL....
KUTLUYORUM SİZİ HÜSEYİN BEY,,
EMEĞİNİZE SAĞLIK,,
SANKİ BİRAN TARİH GÖZÜMÜNÖNÜNDEN FİLM ŞERİDİ GİBİ GEÇTİ,,
Biz ne koca çınarlar yaşatmış bir cihan devletiyiz
manevi değerlerimize sıkıca sahip çıkmadığımız malum
böyle hamasi şiirler yazan şairleri de ırkçılık ile suçluyor niceleri
Oysa daha yakın zamana kadar okullarımızda Fatih'lerin, Kanuni'lerin, Yavuz'ların, Osman Gazi'lerin resimleri olurdu.
Fakat şimdi hepsi arındırıldı. Ve asıl yanlış olan, Ulu Önder Mustafa kemal'e alternatifmiş gibi karşısına dikildi.
Oysa ecdadımız değil midir hepisi
ASLINI İNKAR EDEN SOYSUZDUR.Yavaş yavaş yok eidlen bu manevi değerlerimiz Atatürkün kemikleirni sızlatmıyor mu?
elbette sızlatır. Çünkü o yaşasaydı bu günki uygulamaların hiç birine izin vermezdi.
Şimdilerde bizler toplum olarak, geçmişi anlamadan onların adına ahkam kesmekle ünlüyüz
Kims ebunun aksini iddia etmesin her şey ortada açık ve net.
Türk milletinin ecdadından, Osmanlı'dan utanması için azami gayret sarfedenler, Soysuzluk etmiyorlar mı bir nevi
Değerli kardeşim; Biz değerlerimizle varız. Ülkeme, milletime canını malını herşeyini feda eden değerlerimize bozrçluyuz
elinsoysuzunun sözlerine d e karnımız tok
Yani o içimizden beslenenelere emanet-i sıdıka dediklerimizin şimdiki nankör neferlerine bırakmayız bu memleketi
şiirindeki muhteviyat çok güzel
başlı başına bir makale konusu aslında
tebrik eder selamlarımı sunarım
Rabbim bu kaleme zeval vermesin
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta