Belki kaybettim birini…
Ama kaybolmadım kendimde.
Ne kin büyüttüm yüreğimde,
Ne de suskunluğuma ihanet ettim.
Giden gitti,
Kalan içimde bir sızı oldu sadece…
Ama ben,
Bir damla bile leke sürmedim vicdanıma.
Yalanla barışmadım,
Zulme başımı eğmedim.
Her sözüm,
Her susuşum tertemizdi.
Bazen yalnız kaldım,
Ama hiç kirli kalabalıklarda olmadım.
Birini kaybettim belki,
Ama kendimi hiç kaybetmedim.
Ve biliyorum…
Bu dünya dönüp duracak yalanlarla,
Ama ben
Doğruluğumla göğe bakacağım.
Çünkü ben,
Vicdanımı hiç kirletmedim.
Bir yara gibi içimde taşıdım onu,
Ama lekesiz, ama onurluca…
Kayıt Tarihi : 30.8.2025 08:37:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Çiğdem, yıllardır hayata karşı dimdik duran bir kadındı. Acılarla sınanmış, sevdikleriyle imtihan edilmiş, güvenini en çok inandıklarına emanet etmişti. Hayatta en çok değer verdiği şey, insanın iç sesiydi: vicdanı. Çünkü bir insan, ne yaşarsa yaşasın, ne kaybederse kaybetsin; vicdanı temizse, başını yastığa koyduğunda huzuru da bulurdu. Bir gün, hayatında çok sevdiği birini kaybetti. Belki ölüm değildi bu; belki bir ihanet, belki bir suskunluk, belki de bir veda… Ama öyle bir gidişti ki, arkasında derin bir boşluk bıraktı. İnsanlar konuştu, yargıladı, suçladı. Kimi yüz çevirdi, kimi sustu. Ama Çiğdem’in içi rahattı. Çünkü o ne yalan söyledi, ne iftira attı, ne de bir kalbi bilerek kırdı. Kalbi kırılmıştı belki ama kendi asla bir kalbi kırmadı. Zamanla anladı ki… Dürüstlük kaybettiriyor gibi görünse de aslında ruhu kazandırıyordu. Ve o en büyük kaybının ortasında bile şunu söyleyebildi kendine: “Belki kaybettim birini… ama vicdanımı hiç kirletmedim.” Bu cümle, onun hem direnişi hem de zaferiydi. Bir yara gibi taşıdı içinde bu kaybı ama asla kirlenmeden. Temiz kaldı, onurlu kaldı, insan kaldı. İşte bu yüzden… Her ne yaşarsa yaşasın, alnı açık, vicdanı bembeyazdı.
TÜM YORUMLAR (1)