Kınam yakılmadı
Türkü söylenmedi
Kırmızı duvak örtülmedi
İmrenerek baktım kına gecelerine
İç geçire geçire ağladım her gittiğimde kına gecelerinde
Sanki taş otururdu yüreğime
Bir evin içinde sevinç çoğalırken
Ben kendi içimde eksiliyordum
Davul sesi uzaklaştıkça
İçimdeki boşluk daha da yankılanıyordu
Kına tepsisi dönerken eller arasında
Ben hep kenarda unutulmuş gibi durdum
Ne adıma yakılan bir kına vardı
Ne de “senin gecen” diyen bir ses
Gelinlerin yüzüne düşen gülümseme
Bende sadece susmayı büyüttü
Bir şeyler oluyordu herkesin içinde
Benim içimde hiçbir şey olmuyordu
Kırmızı duvaklar havaya kalkarken
Ben başımı daha da eğdim
Çünkü her yükselen duvak
İçimde yere düşen bir hayaldi
Bir köşede oturmayı öğrendim zamanla
Kalabalığın ortasında bile görünmeden
Sanki hayat beni çağırmayı unutmuş
Ben de gelmesini beklemekten vazgeçmemişim gibi
Kına kokusu bile ağır geldi bazı geceler
Sanki herkesin mutluluğu
Benim göğsüme taş gibi oturuyordu
Kimse fark etmedi
Bir eksiklik insanın sesini de değiştirirmiş
Konuşsam bile yarım duyuluyordum
Giden sadece geceler değilmiş
İçimde bekleyen şeyler de yavaş yavaş gitmiş
Şimdi geriye tek şey kaldı
Adı konmamış bir sızı
Ne kınam oldu
Ne düğünüm
Ne de tamamlanmış bir hikâye…
Kayıt Tarihi : 22.06.2026 10:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!