Kimsin Sen Şiiri - Mehmet Ümit Görgülü

Mehmet Ümit Görgülü
1

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Kimsin Sen

Bu cinnet

Bana sordu kendini

Bu topraklar

Bu sevmek

Bu uçsuz bucaksız cennette

Sebepsiz akan kan

Bana sordular hep

Kimsin Sen

Kimsin sen?

Ya da şöyle mi sormalıydım: Kim yapayım seni?

Kimsin söyle!

Aradan geçen onca zamandan sonra...

Zaman: O en büyük ve en küçük aralıklara sığabilen tek şey, aramızda işte

Olanca esnekliği ve onarıcılığı ile

Kimsin söyle!

Söz tuğlalarıyla örülmüş bir zindanın içindeyim

Işıksızlıktan değil bu karanlık

Tersine, gözün yetisini aşan güçlü bir ışık, beni bu zifiri zindana atan...

Kimsin sen, söyle!

Bu zindanda sen de benim kadar çaresizsin

Dokunduk birbirimize

Tesadüf değildi asla

Çünkü her şey ihtiyacına doğru bir hareket içinde dünyada

Bu ışıktan yapılmış zindanda

Artık iş görmez gözlerimizin becerisini edinmiş bu ellerden

Hangisi kurtarıcıydı

Seninki mi benimki mi?

Kimsin söyle!

Bana dokunan bu el, senin elin

(Uzanan değil, dokunan; uzansan 'kurtarıcı' derdim sana)

Olduğu değil 'verdiğim' rolü alır mı?

Ya neden korkmuyorum senden

Senin korkunun benimkinden büyük olduğunu bildiğimden mi

Yoksa 'umutsuzluktan' daha öte bir dehşete inanmadığımdan mı

Kim bilir, Don Kişot kadar cesaretliyim belki aşka, kimsesizliğe

Yitirmeyi İsa öğretti belki, avunmayı kutsal kitaplar

Ya şu korkusuzluk

Kim, hangi ara öğretti bana bunu

Kimsesiz tanrı mı?

Yoksa anamın rahmine düşen cenin mi?

Kimsin sen söyle!

Ve hatta kim olmalısın, kim yapayım seni

Bu denli elimde mi kaderin?

Kendini bölen bu beyni,

Kendini eksilten bu yüreği sen mi öğütledin bana

Yoksa tutunamayan babam mı?

Kimsin sen söyle?

Tokat yemiş suçlu bir çocuk gibi

Beni sana razı kılan şey, nedir

Nedir söyle!

SENİ BANA, BENİ SANA EĞEN ŞEY?

Kimsin sen söyle hadi!

Kim "olmaya" geldin bana

Hangi aşkına panzehir arıyorsun

Ben geldim dilenmeye senden onu

Sen mi aradın ben mi buldum seni

Yoksa hep yanımdaydın da alıştım mı varlığına

Sabır yüklü dağlara da bunu yapmaz mıyız hep

Olympos! Olympos!

S / akla kaçak tanrıları...

Hadi, kalbimdeki yaraya dök taşıdığın aşkın yükünü,

Ağart kararttığın şiiri / kanırt / kanat yaramı,

Oynat yerinden taşlaşmış dilimi,

Yık hevesin köprüsünü

Bana Tanrılar taşı göklerden

Apollo'nun lirini çal / Nuh'un gemisinden in

Şehrazat ol binbir gece masallarından kadınlar sür koynuma

Avut / nedenim ol / düşür benden beni...


Susma! Susmandan anlarım seni/anlarsam ölürsün

Uzat emeyim yarandaki tutkunun zehrini

Kimsin sen, hadi söyle!

Ve hatta kim olmalısın, kim yapayım seni?

Ama dur! Söyle bana:

KİM YAPTIN BENİ?

Kıraç topraklardan toplayıp haraç diye sundum

Ruhumu şehrin boz gecelerine

Varmayı öğrettim kendime gitmeler içinde

Baş eğmeyi, yitirmeyi belledim yalandan zaferlerle

Eğittim kışkırtılmış bedenimi

Dostlar doğurdum aşklar boğdum ihanetlerle

Şarapla yudum/ suyla geldim/ölümle doğdum

Başkası olmayı öğrendim

İçe değil dışa açılan dost kapılarında

Şiirle ol’up Yunus’la var’dım

Bu şehrin sıcak simit ve yasemin kokan sabahlarında

Susmayı öğretemedim kendime çünkü geceler vardı

Çocuklar gibi roller çaldım masallardan / kim idim?

Kim idin?


Kimdin sen?

Kitap sayfalarının arasında yitik anneni mi arıyorsun

Baban mı gözyaşlarında boğduğun yoksa geçmişin mi?

Miras bıraktığın bu şizofren dünya ve kelimelerin

Ne öğütlüyor bana?

Kimsin sen hadi söyle

Bana senden bu emanet kelimelerin dilini öğret

Kuşkumu sav!

Ruhuma üfle!

Can ver!

Yap beni

Seni saran sözlerimi tutma / Bırak!

Gidip şiir olsunlar.

Bu cinnet

Bana sordu kendini

Bu topraklar

Bu sevmek

Bu uçsuz bucaksız cennette

Sebepsiz akan kan

Bana sordular hep

Kimsin Sen

Kimsin sen?

Ya da şöyle mi sormalıydım: Kim yapayım seni?

Kimsin söyle!

Aradan geçen onca zamandan sonra...

Zaman: O en büyük ve en küçük aralıklara sığabilen tek şey, aramızda işte

Olanca esnekliği ve onarıcılığı ile

Kimsin söyle!

Söz tuğlalarıyla örülmüş bir zindanın içindeyim

Işıksızlıktan değil bu karanlık

Tersine, gözün yetisini aşan güçlü bir ışık, beni bu zifiri zindana atan...

Kimsin sen, söyle!

Bu zindanda sen de benim kadar çaresizsin

Dokunduk birbirimize

Tesadüf değildi asla

Çünkü her şey ihtiyacına doğru bir hareket içinde dünyada

Bu ışıktan yapılmış zindanda

Artık iş görmez gözlerimizin becerisini edinmiş bu ellerden

Hangisi kurtarıcıydı

Seninki mi benimki mi?

Kimsin söyle!

Bana dokunan bu el, senin elin

(Uzanan değil, dokunan; uzansan 'kurtarıcı' derdim sana)

Olduğu değil 'verdiğim' rolü alır mı?

Ya neden korkmuyorum senden

Senin korkunun benimkinden büyük olduğunu bildiğimden mi

Yoksa 'umutsuzluktan' daha öte bir dehşete inanmadığımdan mı

Kim bilir, Don Kişot kadar cesaretliyim belki aşka, kimsesizliğe

Yitirmeyi İsa öğretti belki, avunmayı kutsal kitaplar

Ya şu korkusuzluk

Kim, hangi ara öğretti bana bunu

Kimsesiz tanrı mı?

Yoksa anamın rahmine düşen cenin mi?

Kimsin sen söyle!

Ve hatta kim olmalısın, kim yapayım seni

Bu denli elimde mi kaderin?

Kendini bölen bu beyni,

Kendini eksilten bu yüreği sen mi öğütledin bana

Yoksa tutunamayan babam mı?

Kimsin sen söyle?

Tokat yemiş suçlu bir çocuk gibi

Beni sana razı kılan şey, nedir

Nedir söyle!

SENİ BANA, BENİ SANA EĞEN ŞEY?

Kimsin sen söyle hadi!

Kim "olmaya" geldin bana

Hangi aşkına panzehir arıyorsun

Ben geldim dilenmeye senden onu

Sen mi aradın ben mi buldum seni

Yoksa hep yanımdaydın da alıştım mı varlığına

Sabır yüklü dağlara da bunu yapmaz mıyız hep

Olympos! Olympos!

S / akla kaçak tanrıları...

Hadi, kalbimdeki yaraya dök taşıdığın aşkın yükünü,

Ağart kararttığın şiiri / kanırt / kanat yaramı,

Oynat yerinden taşlaşmış dilimi,

Yık hevesin köprüsünü

Bana Tanrılar taşı göklerden

Apollo'nun lirini çal / Nuh'un gemisinden in

Şehrazat ol binbir gece masallarından kadınlar sür koynuma

Avut / nedenim ol / düşür benden beni...


Susma! Susmandan anlarım seni/anlarsam ölürsün

Uzat emeyim yarandaki tutkunun zehrini

Kimsin sen, hadi söyle!

Ve hatta kim olmalısın, kim yapayım seni?

Ama dur! Söyle bana:

KİM YAPTIN BENİ?

Kıraç topraklardan toplayıp haraç diye sundum

Ruhumu şehrin boz gecelerine

Varmayı öğrettim kendime gitmeler içinde

Baş eğmeyi, yitirmeyi belledim yalandan zaferlerle

Eğittim kışkırtılmış bedenimi

Dostlar doğurdum aşklar boğdum ihanetlerle

Şarapla yudum/ suyla geldim/ölümle doğdum

Başkası olmayı öğrendim

İçe değil dışa açılan dost kapılarında

Şiirle ol’up Yunus’la var’dım

Bu şehrin sıcak simit ve yasemin kokan sabahlarında

Susmayı öğretemedim kendime çünkü geceler vardı

Çocuklar gibi roller çaldım masallardan / kim idim?

Kim idin?


Kimdin sen?

Kitap sayfalarının arasında yitik anneni mi arıyorsun

Baban mı gözyaşlarında boğduğun yoksa geçmişin mi?

Miras bıraktığın bu şizofren dünya ve kelimelerin

Ne öğütlüyor bana?

Kimsin sen hadi söyle

Bana senden bu emanet kelimelerin dilini öğret

Kuşkumu sav!

Ruhuma üfle!

Can ver!

Yap beni

Seni saran sözlerimi tutma / Bırak!

Gidip şiir olsunlar.

Mehmet Ümit Görgülü
Kayıt Tarihi : 31.12.2015 15:19:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
ÖNCEKİ ŞİİR
SONRAKİ ŞİİR
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Mehmet Ümit Görgülü