Kimsin Sen
Bu cinnet
Bana sordu kendini
Bu topraklar
Bu sevmek
Bu uçsuz bucaksız cennette
Sebepsiz akan kan
Bana sordular hep
Kimsin Sen
Kimsin sen?
Ya da şöyle mi sormalıydım: Kim yapayım seni?
Kimsin söyle!
Aradan geçen onca zamandan sonra...
Zaman: O en büyük ve en küçük aralıklara sığabilen tek şey, aramızda işte
Olanca esnekliği ve onarıcılığı ile
Kimsin söyle!
Söz tuğlalarıyla örülmüş bir zindanın içindeyim
Işıksızlıktan değil bu karanlık
Tersine, gözün yetisini aşan güçlü bir ışık, beni bu zifiri zindana atan...
Kimsin sen, söyle!
Bu zindanda sen de benim kadar çaresizsin
Dokunduk birbirimize
Tesadüf değildi asla
Çünkü her şey ihtiyacına doğru bir hareket içinde dünyada
Bu ışıktan yapılmış zindanda
Artık iş görmez gözlerimizin becerisini edinmiş bu ellerden
Hangisi kurtarıcıydı
Seninki mi benimki mi?
Kimsin söyle!
Bana dokunan bu el, senin elin
(Uzanan değil, dokunan; uzansan 'kurtarıcı' derdim sana)
Olduğu değil 'verdiğim' rolü alır mı?
Ya neden korkmuyorum senden
Senin korkunun benimkinden büyük olduğunu bildiğimden mi
Yoksa 'umutsuzluktan' daha öte bir dehşete inanmadığımdan mı
Kim bilir, Don Kişot kadar cesaretliyim belki aşka, kimsesizliğe
Yitirmeyi İsa öğretti belki, avunmayı kutsal kitaplar
Ya şu korkusuzluk
Kim, hangi ara öğretti bana bunu
Kimsesiz tanrı mı?
Yoksa anamın rahmine düşen cenin mi?
Kimsin sen söyle!
Ve hatta kim olmalısın, kim yapayım seni
Bu denli elimde mi kaderin?
Kendini bölen bu beyni,
Kendini eksilten bu yüreği sen mi öğütledin bana
Yoksa tutunamayan babam mı?
Kimsin sen söyle?
Tokat yemiş suçlu bir çocuk gibi
Beni sana razı kılan şey, nedir
Nedir söyle!
SENİ BANA, BENİ SANA EĞEN ŞEY?
Kimsin sen söyle hadi!
Kim "olmaya" geldin bana
Hangi aşkına panzehir arıyorsun
Ben geldim dilenmeye senden onu
Sen mi aradın ben mi buldum seni
Yoksa hep yanımdaydın da alıştım mı varlığına
Sabır yüklü dağlara da bunu yapmaz mıyız hep
Olympos! Olympos!
S / akla kaçak tanrıları...
Hadi, kalbimdeki yaraya dök taşıdığın aşkın yükünü,
Ağart kararttığın şiiri / kanırt / kanat yaramı,
Oynat yerinden taşlaşmış dilimi,
Yık hevesin köprüsünü
Bana Tanrılar taşı göklerden
Apollo'nun lirini çal / Nuh'un gemisinden in
Şehrazat ol binbir gece masallarından kadınlar sür koynuma
Avut / nedenim ol / düşür benden beni...
Susma! Susmandan anlarım seni/anlarsam ölürsün
Uzat emeyim yarandaki tutkunun zehrini
Kimsin sen, hadi söyle!
Ve hatta kim olmalısın, kim yapayım seni?
Ama dur! Söyle bana:
KİM YAPTIN BENİ?
Kıraç topraklardan toplayıp haraç diye sundum
Ruhumu şehrin boz gecelerine
Varmayı öğrettim kendime gitmeler içinde
Baş eğmeyi, yitirmeyi belledim yalandan zaferlerle
Eğittim kışkırtılmış bedenimi
Dostlar doğurdum aşklar boğdum ihanetlerle
Şarapla yudum/ suyla geldim/ölümle doğdum
Başkası olmayı öğrendim
İçe değil dışa açılan dost kapılarında
Şiirle ol’up Yunus’la var’dım
Bu şehrin sıcak simit ve yasemin kokan sabahlarında
Susmayı öğretemedim kendime çünkü geceler vardı
Çocuklar gibi roller çaldım masallardan / kim idim?
Kim idin?
Kimdin sen?
Kitap sayfalarının arasında yitik anneni mi arıyorsun
Baban mı gözyaşlarında boğduğun yoksa geçmişin mi?
Miras bıraktığın bu şizofren dünya ve kelimelerin
Ne öğütlüyor bana?
Kimsin sen hadi söyle
Bana senden bu emanet kelimelerin dilini öğret
Kuşkumu sav!
Ruhuma üfle!
Can ver!
Yap beni
Seni saran sözlerimi tutma / Bırak!
Gidip şiir olsunlar.
Bu cinnet
Bana sordu kendini
Bu topraklar
Bu sevmek
Bu uçsuz bucaksız cennette
Sebepsiz akan kan
Bana sordular hep
Kimsin Sen
Kimsin sen?
Ya da şöyle mi sormalıydım: Kim yapayım seni?
Kimsin söyle!
Aradan geçen onca zamandan sonra...
Zaman: O en büyük ve en küçük aralıklara sığabilen tek şey, aramızda işte
Olanca esnekliği ve onarıcılığı ile
Kimsin söyle!
Söz tuğlalarıyla örülmüş bir zindanın içindeyim
Işıksızlıktan değil bu karanlık
Tersine, gözün yetisini aşan güçlü bir ışık, beni bu zifiri zindana atan...
Kimsin sen, söyle!
Bu zindanda sen de benim kadar çaresizsin
Dokunduk birbirimize
Tesadüf değildi asla
Çünkü her şey ihtiyacına doğru bir hareket içinde dünyada
Bu ışıktan yapılmış zindanda
Artık iş görmez gözlerimizin becerisini edinmiş bu ellerden
Hangisi kurtarıcıydı
Seninki mi benimki mi?
Kimsin söyle!
Bana dokunan bu el, senin elin
(Uzanan değil, dokunan; uzansan 'kurtarıcı' derdim sana)
Olduğu değil 'verdiğim' rolü alır mı?
Ya neden korkmuyorum senden
Senin korkunun benimkinden büyük olduğunu bildiğimden mi
Yoksa 'umutsuzluktan' daha öte bir dehşete inanmadığımdan mı
Kim bilir, Don Kişot kadar cesaretliyim belki aşka, kimsesizliğe
Yitirmeyi İsa öğretti belki, avunmayı kutsal kitaplar
Ya şu korkusuzluk
Kim, hangi ara öğretti bana bunu
Kimsesiz tanrı mı?
Yoksa anamın rahmine düşen cenin mi?
Kimsin sen söyle!
Ve hatta kim olmalısın, kim yapayım seni
Bu denli elimde mi kaderin?
Kendini bölen bu beyni,
Kendini eksilten bu yüreği sen mi öğütledin bana
Yoksa tutunamayan babam mı?
Kimsin sen söyle?
Tokat yemiş suçlu bir çocuk gibi
Beni sana razı kılan şey, nedir
Nedir söyle!
SENİ BANA, BENİ SANA EĞEN ŞEY?
Kimsin sen söyle hadi!
Kim "olmaya" geldin bana
Hangi aşkına panzehir arıyorsun
Ben geldim dilenmeye senden onu
Sen mi aradın ben mi buldum seni
Yoksa hep yanımdaydın da alıştım mı varlığına
Sabır yüklü dağlara da bunu yapmaz mıyız hep
Olympos! Olympos!
S / akla kaçak tanrıları...
Hadi, kalbimdeki yaraya dök taşıdığın aşkın yükünü,
Ağart kararttığın şiiri / kanırt / kanat yaramı,
Oynat yerinden taşlaşmış dilimi,
Yık hevesin köprüsünü
Bana Tanrılar taşı göklerden
Apollo'nun lirini çal / Nuh'un gemisinden in
Şehrazat ol binbir gece masallarından kadınlar sür koynuma
Avut / nedenim ol / düşür benden beni...
Susma! Susmandan anlarım seni/anlarsam ölürsün
Uzat emeyim yarandaki tutkunun zehrini
Kimsin sen, hadi söyle!
Ve hatta kim olmalısın, kim yapayım seni?
Ama dur! Söyle bana:
KİM YAPTIN BENİ?
Kıraç topraklardan toplayıp haraç diye sundum
Ruhumu şehrin boz gecelerine
Varmayı öğrettim kendime gitmeler içinde
Baş eğmeyi, yitirmeyi belledim yalandan zaferlerle
Eğittim kışkırtılmış bedenimi
Dostlar doğurdum aşklar boğdum ihanetlerle
Şarapla yudum/ suyla geldim/ölümle doğdum
Başkası olmayı öğrendim
İçe değil dışa açılan dost kapılarında
Şiirle ol’up Yunus’la var’dım
Bu şehrin sıcak simit ve yasemin kokan sabahlarında
Susmayı öğretemedim kendime çünkü geceler vardı
Çocuklar gibi roller çaldım masallardan / kim idim?
Kim idin?
Kimdin sen?
Kitap sayfalarının arasında yitik anneni mi arıyorsun
Baban mı gözyaşlarında boğduğun yoksa geçmişin mi?
Miras bıraktığın bu şizofren dünya ve kelimelerin
Ne öğütlüyor bana?
Kimsin sen hadi söyle
Bana senden bu emanet kelimelerin dilini öğret
Kuşkumu sav!
Ruhuma üfle!
Can ver!
Yap beni
Seni saran sözlerimi tutma / Bırak!
Gidip şiir olsunlar.
Mehmet Ümit GörgülüKayıt Tarihi : 31.12.2015 15:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!