Kimisi Yusuf’tur, payına zindan düşer,
Yüzünde ay şavkı, gönlünde sabır pişer.
İhanet gömleğiyle sınanır da her gece,
Dili sükût eyler, kalbi tek bir hece.
Kimisi Züleyha’dır, yanmak onun şanıdır,
Gözyaşıyla suladığı, sevda gülistanıdır.
Vuslatı imkânsız bir rüyaya sığınır,
Her gün kendi küllerinden yeniden doğunur.
Kimisi ise kuyudur, saklar en derin sırrı,
İçinde barındırır hem nûru hem kahrı.
Yalnızlığın bağrında sessiz bir bekleyiştir,
Kuyuya düşmek değil, aslında yükseliştir.
Aşk dediğin ya yardır, ya yoldur ya da kuyu,
Kimisi ateş içer, kimisi ise sükûn suyu.
Mısır’a sultan olmak değilmiş asıl hüner,
Asıl hüner, o kuyuya güneş olup düşer.
Züleyha’nın ahında titrerken bütün cihan,
Yusuf’un rüyasında saklıdır koca bir zaman.
Kuyu derin olsa da gökyüzü hep yukarda,
Seven elbet bulunur, o en dar sokaklarda.
Kuyuya düşen bilir, güneşin kıymetini,
Sabırla yoğurur dertli nefsin niyetini.
Ne kova uzanır her an, ne bir kervan geçer,
Ruh kendi kuyusunda kendi yarini seçer.
Züleyha’nın aynası kırılmıştır bin parça,
Yüreği yanık kalır, ne taç ister ne akça.
Güzelliğin ötesinde bir gizli nûr arar,
Yusuf’un kokusunda bütün dünyayı sarar.
Kimi karanlık der geçer, kimi hikmet görür,
Aşk yolunda olanlar kuyu içinde yürür.
Kuyu bir duraktır ki, Mısır’a giden yolda,
En büyük hazineler saklıdır o kuytuda.
Sultanlık tacı değil, gömleğin yırtığına,
Şahitlik eder alem, sevdanın varlığına.
Biri hasretle bekler, biri sabırla bekler,
Gökten bu imtihana alkış tutar melekler.
Nihayet kuyu biter, zindanlar nûra döner,
Züleyha’nın kalbindeki o dinmez ateş söner.
Yusuf vuslat kapısını aşkla açtığı an,
Kuyu, yar ve Züleyha; tek bir can olur o can!
Kuyu bir son değildir, hakikate açılan kapı,
Orada kurulur ancak sonsuz vuslatın yapı.
Yusuf kuyuda ölmez, orada "Yusuf" olur,
Kendi iç deryasında kaybolan, kendini bulur.
Züleyha’nın aşkı ki, mülkü terk edişidir,
Gençliği ve gururu aşkta fark edişidir.
Yâri ararken aslında Yaradan’a varılır,
Bütün kırık gönüller o dergâhta sarılır.
Kuyunun sessizliği, en büyük haykırıştır,
Bu dünya denilen yer, sadece bir yarıştır.
Kimi kuyuya küser, kimi kuyuya şükreder,
Kimi Yusuf’u görür, kimi sadece keder.
Gömlek arkadan yırtık, sadakatin nişanı,
Aşk ile mühürlendi bu sevdanın her anı.
Ne kuyu biter bugün, ne de Züleyha’nın ahı,
Her karanlık gecenin, Yusuf’tur tek sabahı.
Söz biter, sükût başlar; kuyu artık dillenir,
Züleyha’nın elinde kara sevda güllenir.
Eğer düşersen bir gün, korkma sakın o yerden,
Yusuf’u sultan eden, o kuyudaki sırdır en derinden.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 19:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!