Hoş geldin yürek sızım
Yolunu mu de düştün yine gönlümün sokaklarına?
Gidişin sessizdi ama gelişin fırtınalar koparttı bak yine.
Darmadağın ettin, yaktın yıktın…
Yerle bir ettin yine düşüncelerimin gecekondularını.
Günler haftalara, haftalar aylara, aylar yıllara döndü.
Gün gün yanarken sensizliğin cehenneminde
418 gün sonra hangi rüzgâra kapıldın da geldin?
Çok mu göresin geldi bıraktığın enkazı?
Hatıraların mı canlandı gözlerinde?
Aylar sonra mı düştün nasıl olduğumun derdine?
Senden sonra ben, her baktığım yerde seni gördüm…
Bir de, her gece kendimi gömdüm…
Hoş geldin vefasızım.
Tesadüfen mi çaldın, yoldan geçerken kapımı?
Hangi falda ya da bir rüyada mı gördün adımı?
Meraktan mı soruyorsun şimdi nasıl olduğumu?
Mesela görmek mi istedin aylar sonra nerede durduğumu?
Ben hâlâ senin beni bıraktığın yerdeyim.
Genelde kendimleyim ama çoğu zaman hep seninleyim.
Cehennemin dibindeyim işte… Bıraktığın yerdeyim.
Duvarlara vurarak parçalıyorum senin hayalini.
Her parçan yırta yırta çıkarken düşlerimden
kendi kanımda boğuldum.
Paramparça olmuş cesede döndüm.
Bir de, her gece kendimi gömdüm…
Hoş geldin dinmeyen acım.
Senden sonra her boşalan kadehte adını andım.
Çok , ama çok uykusuz kaldım.
İlaçların sensizliğe bir çaresi olmadı, bıraktım.
Her damla gözyaşımı silerken gömleğimin koluna,
Ahlar ettim, küfrettim, isyan ettim…
Dayanamadım fazla; pişman oldum, tövbe ettim.
Dilimi kalbim susturdu,
Kalbimi beynim durdurdu.
Ne seni düşünmekten vazgeçebildim
Ne de unutmayı başarabildim.
Sağ yanım acılar içinde yanmanı isterken
Sol yanım yine kıyamadı.
İhanetinle, kinimle, acımla suladığım bir ceviz ağacı büyüttüm.
Karadeniz’e bakan bir dalına kendimi astım
Her sabah saat 07:49’da.
Bir de, her gece kendimi gömdüm…
Güven KüçükKayıt Tarihi : 18.7.2025 15:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hoş geldin yürek sızım Yolunu mu de düştün yine gönlümün sokaklarına? Gidişin sessizdi ama gelişin fırtınalar koparttı bak yine. Darmadağın ettin, yaktın yıktın… Yerle bir ettin yine düşüncelerimin gecekondularını. Günler haftalara, haftalar aylara, aylar yıllara döndü. Gün gün yanarken sensizliğin cehenneminde 418 gün sonra hangi rüzgâra kapıldın da geldin? Çok mu göresin geldi bıraktığın enkazı? Hatıraların mı canlandı gözlerinde? Aylar sonra mı düştün nasıl olduğumun derdine? Senden sonra ben, her baktığım yerde seni gördüm… Bir de, her gece kendimi gömdüm… Hoş geldin vefasızım. Tesadüfen mi çaldın, yoldan geçerken kapımı? Hangi falda ya da bir rüyada mı gördün adımı? Meraktan mı soruyorsun şimdi nasıl olduğumu? Mesela görmek mi istedin aylar sonra nerede durduğumu? Ben hâlâ senin beni bıraktığın yerdeyim. Genelde kendimleyim ama çoğu zaman hep seninleyim. Cehennemin dibindeyim işte… Bıraktığın yerdeyim. Duvarlara vurarak parçalıyorum senin hayalini. Her parçan yırta yırta çıkarken düşlerimden kendi kanımda boğuldum. Paramparça olmuş cesede döndüm. Bir de, her gece kendimi gömdüm… Hoş geldin dinmeyen acım. Senden sonra her boşalan kadehte adını andım. Çok , ama çok uykusuz kaldım. İlaçların sensizliğe bir çaresi olmadı, bıraktım. Her damla gözyaşımı silerken gömleğimin koluna, Ahlar ettim, küfrettim, isyan ettim… Dayanamadım fazla; pişman oldum, tövbe ettim. Dilimi kalbim susturdu, Kalbimi beynim durdurdu. Ne seni düşünmekten vazgeçebildim Ne de unutmayı başarabildim. Sağ yanım acılar içinde yanmanı isterken Sol yanım yine kıyamadı. İhanetinle, kinimle, acımla suladığım bir ceviz ağacı büyüttüm. Karadeniz’e bakan bir dalına kendimi astım Her sabah saat 07:49’da. Bir de, her gece kendimi gömdüm…




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!