Yağmur şehri dövüyordu....
Gece yarsını çoktan geçmişti
Çocuklar çoktan altını ıslatmışlardı,dudaklarında tebessüm...
Yağmurlu gecelerde uyumazdım ben
Yağardım onunla sabaha kadar...
Yağmur penceremi dövüyordu...
İçime doluyordu damla damla
İçim dışım yağmur
Akıp gidiyordum küçük derelere...
Yağmur ağacı dövüyordu...
Yapraklarını...
Dallarını...
Dövüyordu, gövdesini...
Yağmur geceyi dövüyordu...
Hınca hınç...
Gece kıvranıyordu
İnim inim inliyordu ama kurtulamıyordu
Bağırıyordu gece,
Yağmura dövülüyordu
Ben inliyordum...
Yağmur geceyi
Gece, sabahı çekiştiriyordu eteklerinden
Sabah kaçıyordu
Korkuyordu yağmura dövülmekten...
Yağmur geceyi dövüyordu...
Ben kıvranıyordum yatakta
Ellerimi yıkıyordu yağmur
Bütün bedenimi
Yüreğimin içini siliyordu...
Yanıyordum...
Yağmur geceyi dövüyordu...
Telefonun sesiyle irkilmiştim
Gece, sabahı çekmişti kendine
Zır zır ağlıyordu sabah
Gecenin ellerinde...
Yağmur sabahı dövüyordu...
Ahizesini kaldırdığımda, telefonun
Çok tanıdık bir ses 'kaya emmi öldü'dedi...
Hiç tanımadık bir ses,çok uzak bir ses oldu...
Nede kolay söylemişti
Oysa yüreğimde
Koca bir çınar sökülmüştü kökünden...
Ne kadar da kolay söylemişti,'kaya em-mi öldü'...
Yağmur sesi dövüyordü...
Ne yapabilirdim
Sessizliğe karışıvermiştim,kapatıp telefonu...
Dizlerim kırılmıştı,yığılıp kalmıştım soğuk betona...
Sessizlik...
Boşluk...
Hiçlik..
Ne yapmalı? ağlamalımı?
Yoksa zırlamalımı? avazın çıktığı kadar...
Ayaklarımın beni balkona taşıdığını hatırlıyorum...
Oysa abim ve ablamların beni almasını isterdim
Sarmalarını isterdim
Bu küçük kardeşlerini yüreklerine...çocukluk işte..
Yağmur şehri dövüyordu...
Uzatmıştım, ellerimi yağmurun altına
Yağmur ellerimi yıkıyordu
Ne tuhaf yinede yanıyordu ellerim...
Nasıl çıktığımı hatırlamıyorum dışarıya...
Kendime geldiğimde eski bir otobüsteydim..
Yağmur otobüsü dövüyordu
Otobüs yağmura çarpıyordu
Binlerce, milyonlarca yağmur ölüyor, yeniden diriliyordu...
Yağmur otobusü dövüyordu...
'Hiç unutmuyorum kaya emm'iye olan sevdamı
Nereye giderse peşine takılıyordum...
O gün, gizlice,bana hiç çaktırmadan, asfalt yola çıkmıştı.
Farkına vardığımda
Yerimden fırlamış asfalt yola koşmuştum...
Hanım bacı beni yakalamış eve getirmişti
Ben yine kaçmıştım peşi sıra...
Hanım bacı beni tekrar yakalamış
Çırılçıplak yaptıktan sonra
İple ineğimiz, karagözün yanına bağlamıştı...
Sonrada yüreği dayanamamış, bayılmıştı...
Ben hala, o bağlı ipten kurtulup
Gitmeye çalışıyordum kaya emmi'nin peşinden...
Sevgi işte anlaşılamıyor...anlatamıyordu kendini'...
Yağmur otobüsü dövüyordu...
Otobüs köy yolunda durmuştu
Kapısı açılır açılmaz, göz göze gelmiştik
Omuzlarda taşınan tabutla...
Arkasında insanlar vardı...
Kaya emmi'nin, tabutunun peşisıra ağlıyorlardı
Bitkindiler
Vah'...ah'lar...ağıtlar...
Yağmur tabutu dövüyordu...
Abim elini belime dolamıştı,ağlıyordu
Kalabalığa karışmıştık
Tabut gidiyordu omuzlarda...
Dualar...
Dualar...
Gözyaşı...
Perişan yüzler...
Öylece yürüdük mezarlığa kadar...
Ayaklarım durmuştu birden
Gücü yetmemişti,mezarının başına varmağa
İçi kaldıramamıştı
Toprağa gömülüşüne kaya emmi'nin...
Yağmur toprağı ve mezarı dövüyordu...
Ayaklarım ayırmıştı, beni o kalabalıktan
Çocukluğumun, büyük bir kısmının geçtiği, meraya götürmüştü...
Dere; sarı, bulanık ve çamurlu akıyordu
Ben uzanmıştım boylu boyunca ıslak toprağa...
Yağmur çocukluğumu yıkıyordu, beni dövüyordu...
Az sonra,doğrulup takatsız bacaklarımın üstüne
Tekrar yürümeye başlamıştım...
Nasıl yıkamışlardı acaba...
Büyük bir kazanda ısıtıp suyu
Dökmüşlerdir üzerine bakır tasla...
Kavuşabilseydim eğer, ye-ti-şe-bil-sey-dim
Sabunada gerek yoktu
Yağmurla yıkayacaktım, kaya emmi'yi...
Tarayıp saçını,bıyığını düzeltecektim
Bir öpücük konduracaktım yanağının çukuruna
Zır zır AĞLAYACAKTIM...
Yağmur onu yıkayacaktı,ben yağmuru...
----------------AĞLAYACAKTIM...
Yağmur köyü dövüyordu...
Eve vardığımda hanım bacı ağıtlar yakıyordu
Halalar,abiler,ablalar ağlıyordu...
Gelinler,yiğenler, torunlar...
Ağlıyordu bütün bedenler...
Yağmur köyü dövüyordu
Yağmur insanları...
Yağmur Hanım bacıyı dövüyordu
Yağmur beni...
Yağmur bütün dünyayı dövüyordu...
Hanım bacı,kaya emmi'nin karısıydı
Kaya emmi...
-----benim babam...benim babam...benim babam...
Ben kaya emmi'nin mimik oğlu...
Yağmur kaya emmi'yi yıkıyordu
Kaya emmi yağmuru...
Ben hem yağmuru yıkıyordum,
---------hem de kaya emmi'yi...
Kayıt Tarihi : 28.9.2005 14:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Kalabalığa karışmıştık
Tabut gidiyordu omuzlarda...
Dualar...
Dualar...
Gözyaşı...
Perişan yüzler...
Öylece yürüdük mezarlığa kadar...
Ayaklarım durmuştu birden
Gücü yetmemişti,mezarının başına varmağa
İçi kaldıramamıştı
Toprağa gömülüşüne kaya emmi'nin...
Yağmur toprağı ve mezarı dövüyordu...
Ayaklarım ayırmıştı, beni o kalabalıktan
Çocukluğumun, büyük bir kısmının geçtiği, meraya götürmüştü...
Dere; sarı, bulanık ve çamurlu akıyordu
Ben uzanmıştım boylu boyunca ıslak toprağa...
Yağmur çocukluğumu yıkıyordu, beni dövüyordu...
Az sonra,doğrulup takatsız bacaklarımın üstüne
Tekrar yürümeye başlamıştım...
Nasıl yıkamışlardı acaba...
Büyük bir kazanda ısıtıp suyu
Dökmüşlerdir üzerine bakır tasla...
Kavuşabilseydim eğer, ye-ti-şe-bil-sey-dim
Sabunada gerek yoktu
Yağmurla yıkayacaktım, kaya emmi'yi...
Tarayıp saçını,bıyığını düzeltecektim
Bir öpücük konduracaktım yanağının çukuruna
Zır zır AĞLAYACAKTIM...
Yağmur onu yıkayacaktı,ben yağmuru...
----AĞLAYACAKTIM...
Yağmur köyü dövüyordu...
Eve vardığımda hanım bacı ağıtlar yakıyordu
Halalar,abiler,ablalar ağlıyordu...
Gelinler,yiğenler, torunlar...
Ağlıyordu bütün bedenler...
Yağmur köyü dövüyordu
Yağmur insanları...
Yağmur Hanım bacıyı dövüyordu
Yağmur beni...
Yağmur bütün dünyayı dövüyordu...
Hanım bacı,kaya emmi'nin karısıydı
Kaya emmi...
--benim babam...benim babam...benim babam...
Ben kaya emmi'nin mimik oğlu...
Yağmur kaya emmi'yi yıkıyordu
Kaya emmi yağmuru...
Ben hem yağmuru yıkıyordum,
---hem de kaya emmi'yi...
sanki şiir yaşıyor yada yaşatıyor sanki şiirde kişiler yaşıyor yada çok tanıdık kişiler...ne diyeyim sanki şirideki kişiler biz gibi geliyor bana...kendinizi bize yansıttığınız için teşekkrü ederim....
Saygılar.
Burhanettin Akdağ
Hayattan acı ve hüzün dolu bir kesiti başarıyla aktardınız bizlere.
gözlerimdeydi.Hiç yakında değildi.Sonra ayrıldık.Çok sonra fark ettim.Yaralarıma sürsün diye merhem bırakmıştı elimdeki çantaya.Hep düşünürüm nasıl yaptı
diye bunu.Halada çözemedim. Zaten giderkende öyle yapmadımı şaka gibi.Oy sa bu sefer şaka değildi.Gerçeğin ta kendisi.
TÜM YORUMLAR (7)