Üşüyorum..İçim üşüyor aslında Kasım bahane..
Bir film izler gibi yaşadım sevdayı, her karesinde hüzün kokusu vardı; ellerime maktulun kanı bulaştı!
Kahve çekirdeklerinden medet umuyorum baş ağrısı illetinden kurtulmak için..Ne kadarı doğru hesaplarımın bilmiyorum, düştüğüm yerden kalkıp ilerleyebilecek gücü birkaç zaman bulamayabilirim lakin arkamı dönüp baktığımda geldiğim yerin kaybolduğunu görmenin sevinciyle kederim dağılıyor…
Kaldıramadı bunca yükü minicik omuzlarım inkar etmiyorum! İnkar edildiğimi görüp susuyorum sadece…Sustuğumda ıslanıyor şehir Kasım bahane..
Kızkulesi… Hala ruzgar esiyor civarında! Öksüzlüğüm yetimliğim … gitmedim senden gidemezdim sadece öyle bilmeliydin… uykuların bölünmemeliydi uyuyabilmeliydin tüm gece…
Nedenleri niçinleri bir kenara itip sadece seni görmeliydim, ne istediğini bilmeliydim… Martılara sorma beni anlatmayacaklar, günbatımına şiirler yazmıyorum artık bekleme sahil kenarlarında… Böyle olmalıydı üzgünüm, gelmeyeceğini bilerek beklediğim onca senenin hatrına işitmemem gerekenleri işittiysem ve sen bütün soğukkanlılığını koruyup kendini haklı gördüysen başka türlü olmamalıydı…
Çizgiler silgiler yıldızlar rüzgarlar “elif kadar” yalnız düşsünler kaldırımlara! Kasım bahane! Biz ayrıldık… Son kez ama ilk defa …
devamını okumak için tıklayın
& fersude &
21 Kasım 2009
Çamlıca 23:19
Esra AksuKayıt Tarihi : 10.12.2009 22:58:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!