Kar yağar…
Lapa lapa iner gökten.
Sessizliğin beyaz diliyle konuşur;
Ne bağırır ne çağırır,
Ama her şeyi söyler.
Çatılara düşer önce,
Sonra omuzlara,
En son da insanın içine…
En ağır yere.
Bir şehir donar,
Saatler yavaşlar,
Adımlar ürkekleşir,
Sözler kırılır.
Kar yağarken
Yoksulluk daha görünür olur;
Zengin pencereden bakar,
Fakir göğe.
Bir çocuk avucunu açar,
Gökyüzü bir şey verecek sanır.
Oysa kar,
En çok beklemeyi öğretir.
Gece büyür karla birlikte,
Sokak lambaları titrer.
Bir sigara yanar karanlıkta,
İnsan kendi dumanında kaybolur.
Kar örtmez bazı şeyleri:
Ne acıyı,
Ne eksikliği,
Ne yarım kalan sevdaları.
Beyaz sadece üstüdür,
Altı hep aynıdır.
Bir yol uzanır içimde,
Ayak izleri bana ait;
Ama nereye gittiğimi bilmiyorum,
Kar her yönü eşitler.
Suskunluk çoğalır,
Kelime sayısı azalır,
Kalp daha gürültülü atar
Soğukta.
Bir dua düşer yere,
Üzerine kar yağar;
Belki kabul olur,
Belki donar.
İnsan bu mevsimde
En çok kendine yabancı,
En çok kendine muhtaçtır.
Ve kar hâlâ yağar,
Bıkmadan,
Usanmadan,
Her şeye rağmen.
Bu dizeler
Bir ısınma değil,
Bir yüzleşmedir.
Sonuna gelince anlarsın
Bu söz kimin omzundan döküldü,
Bu sessizliğin kime ait olduğu,
Beyazın altında hangi yüreğin attığı.
Adı sonradan söylenir;
Çünkü dervişlik başta değil,
Sonda anlaşılır.
— Kul Ortak'tır,
Bu karın şahidi,
Bu suskunluğun izi,
Bu sözün yükü:
KUL ORTAK
Baki OrtakKayıt Tarihi : 1.1.2026 12:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!