Dik dur, Kaptan.
Bu geminin batmayacağını söylemedim ki.
Nasıl olur da görmezsin ahvalimizi?
Aşk meyhanesinden zil zurna çıkmışız,
Yalnızlık duvarını aşarken düşmüşüz,
Koşar adım yürürken arkamıza bakmışız;
Ayaklarımızın dolanmayacağını söylemedim ki.
Denizler daha çetin olabilir mi ayrılıktan?
Bulvardaki son buseler daha sıcaktır güneşten.
Rıhtıma devrilir dikenli güller; dokunamazsın.
O dikenler daha keskindir hakikatten.
Dik dur, Kaptan.
Eğilip bükülecek bir talih kalmadı;
Bari şu sahrada dansımız yarım kalmasın.
Biz ki düz çizgide yürümeyi şiar edinmişiz,
Mertlik sahasında müziğimiz susmasın.
Dik dur, Kaptan.
Zamanı tutmak eyleminden vazgeç;
Su değil ki kapatasın vanasını.
Zamanla savrulmayana insan mı denir?
Neler kaybettin iz bırakma telaşıyla…
Üç güne silineceğin dünyadan vazgeç.
Hazır ol, Kaptan.
Hangi şafakta yolcusuyuz bilinmezin?
Çabuk olalım, güneş tepemizde doğmasın.
Güneş, serdarıdır umut denen o illetin.
Bir anlık umut uğruna ne nefesler sarf ettim;
Bunun bir veda olduğunu bu satırda fark ettim.
Kayıt Tarihi : 2.2.2026 11:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!