Ah, maşrıkın ağlayıcı kadınları!
Dövmeli alınlarınızda kanayan bir ağıt bırakın,
Masal çizgisi kesik avuçlarıma...
Mecnun mülkünde ateşle sınandık; şimdi
Defterimizi yazan da boynumuzu vuran da birdir...
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




AĞLATICILAR İŞ BİLMİŞ AĞLATMAYI DA YÜREĞİ AĞLAYIP DA 'AH' DİYENLER NASIL DÖKMELİ Kİ GÖZYAŞLARINI?
YOKTUR Kİ MECNUNUN MÜLKÜ, YÜREĞİNDEN BAŞKA. O DA HARDADIR, SINANMIŞ VE BIRAKMIŞTIR BU GARİP DÜNYAYA YÜREĞİNİ..
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta