garibim her zaman boynum bükük
sevdadan yana kalbim kırık dökük
perişan üstüm başım yırtık sökük
gezdiğim dağlar ovalar iller perişan
şalvarım yamalı suratım asık
ben çok zavallıyım zavallı
yok mu benden başka zavallı
ben yoksulum garibim biçare
yaradan böyle yaratmış ne çare
beni tanı ben bir öksüz kuzuyum
Bu şirin köyü görünce
Burada hoş birkaç saat yaşayınca
Burayı hislerini duygularını
Gördüklerini anlatmak zor
Burası o kadar harika güzel bir köy ki
Anlatmak çok zor kelimeler yetmiyor
yaz güneşinde yandık
hayallere daldık
ekmeği aşın suyuna bandık
gözümüz doyar sandık aldandık
ne zorluklar yaşadık
çok zahmetlere katlandık
baba ile oğul bir gün
köyün dışına çıkmışlar yürürlerken
baba ellerini kaşlarının üzerine siper etmiş ve sormuş
oğlum o ilerde görünün karartılar ne
ha onlar leylek baba
biraz yürüdükten sonra ihtiyar tekrar sormuş
öyle mesudum ki bu gece hiç bitmesin
seher vakti bülbülden başka kuş ötmesin
senin hayalin gözümün önünden hiç gitmesin
bulutların arasında seveyim ben seni
BİZİ BEKLEMESİNLER
heyhat biz ne asil bir milletiz ki
bizim çocuklarımız bize diyorlar
söyleyin onlara bizi beklemesinler
Tuğla ocağında çalışacak
Kiremit gibi yanacak
Para kazanacak okuyacak
Kalem defter akacak bu çocuk
Yaz tatili nedir bilmeyecek
Yoluna guller saçayım
Özlemine kucak açayım
Şekerim demli çayım
Sevdam güneşim ayım
Tarlanda buğdayım arpayım
Sensin yaşam kaynağım
anamın agzaçıgını pate köftesini
o yenemediği inatçı öfkesini
yaşarken aldığı bir tek nefesini
karanfilli çayını kahvesini çok özledim
bana yaptığı analığı babalığı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!