Ve sustum…
Karanlığın ve o mavi yağmurun eşlik ettiği, toprak kokan ıssız sokağımdan uçar adımlarla sana koştum…
Öylesine bitkin ve öylesine küskündüm ki, hayattan kaçmak istercesine attığım her adım belki de o hiç hatırlamak istemediğim gerçeği ruhuma nakış nakış işlerken ben bir tek sana yandım...
Bu ne acı bir yokluktu böyle…!
Sessizce akan gözyaşlarımı kimsesizce içime dökmüş düşmeden ayakta kalabilmek için hızımı kesmiştim ama yinede bir kayboluş öyküsünden farksızdı yalnızlığım…
Ve durdum…!
Nefes nefese alıp verdiğim o renksiz soluğumun bile artık virane bir kentten farkı yoktu…
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Gecelerin bütün boyutlarında ışığın görünmeyen yanından izleriz yaşamı. Korkuları kırılmış uykularından uyandırarak 'merhaba'nın kapısını çalarız. Beklediğimiz sıcacık bir el, cesaretli bir yürektir ve bizi buyur etmesini dileriz. Hüzüne hükümlü yaşamak ruhumuzdaki yalnızlıkların toplamıdır. Hangi avunmuşlukla avunursak avunalım, gönlümüzün uçsuz bucaksız ırmaklarına sevgi gemileri salmaktır aslolan. Hangi açısıdır rüzgarın ve hangi sızısıdır yüreğin düşünmek gerek. Kadının olayım diyebilmek ve yaşama bir oyun gibi gülümseyebilmek... Haz aldım. Sevgimle.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta