Ya maziye sığınalım
Ya da istikbâle koşalım
Utanç dolu günlerin akşamından,
Kuşatıp yıkamadığımız surların,
Kurtaramadığımız çocuklarımızın çığlığından,
Tapınaklarda batıl putlara kurban,
Zürriyetsizler sofrasında meze olmaktan,
Koruyamadığımız kızlarımızın tutarak ellerinden
Bir kızı çıkartarak omzuna devecilik oynayan,
Ebelemecede sokak sokak koşturan,
O saadet asrının güneşinin huzmelerine atalım.
Ya da daha hızlı koşalım
Esenlik yurduna,en rahvan atlarla varalım
Yaşamak bu halde bir suç ki çağlar üzeri
Zulumat üstüne zulumat sanki körler dehlizi
Ne kadar kaçacağız mübarek geçmişimizden?
Tarihin bile tir tir titrediği vakitlerden?
Hala bir yerlerde birilerini ürküten,
"Hasta Adam"ın kahır dolu öksürüğünden?
Nicedir aldığımız nasihat Hayberden?
Bir ukde kalmadı mı içimizde bunca seneden?
Kaçış, kaçış, kaçış yine kendimizden?
Makus ya da mukaddes talihimizden?
Kaçış da bir varış değil midir zaten?
Ebede koşmaz mı insan,
Kaçarken ezelinden?
O halde hızlı, hızlı kaçalım.
Daha hızlı varalım zira;
Ömür kısadır bin dört yüz yıl önceden...
Kayıt Tarihi : 7.08.2026 16:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!