Deli Dumrul köprü başını tutmuşken,
Mendeburun soyu senden haraç isterken,
Bir de utanmadan seni döverken,
İte dalaşmaya ne gerek, çalıdan dolaşta gel!
Din bilme sofular ortalıkta dönerken,
Kapleri aşk değil para için atarken,
Bir de utanmadan seni yererken,
İte dalaşmaya ne gerek, çalıdan dolaşta gel!
Şeytan gibi güleryüzlü etrafın varken,
Yüzüne gülüp arkandan seni deşerken,
Bir de utanmadan seni aptal sanırken,
İte dalaşmaya ne gerek, çalıdan dolaşta gel!
Dürzülükte yarış son hız devam ederken,
Garip garip ucubeler ortalıkta gezerken,
Birde utanmadan kendini adam sanırken,
İte dalaşmaya ne gerek, çalıdan dolaşta gel!
Memleketin her yeri hesap dükkanı olmuşken,
Kendini bilmezler koftiler günah, sevap tartarken,
Bir de utanmadan yerin cehennemdir derken,
İte dalaşmaya ne gerek, çalıdan dolaşta gel!
Adam olamamış erkekler kendini birşey sanarken,
Kadın olamamış dişiler adam nedir bilmezken,
Bir de utanmadan seni görüp şaşarken,
İte dalaşmaya ne gerek, çalıdan dolaşta gel!
Ruhun günden güne toprak gibi erirken,
Kalbin cam olup hergün yeniden kırılırken,
Özünde kalan son insanlık feryat figan çığırırken,
İte dalaşmaya ne gerek, çalıdan dolaşta gel,
Boş gelme densiz, şarabı kap öyle gel!
Kayıt Tarihi : 3.1.2011 00:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!