Sizlere bu sabah çok eskilerden.....mesela;
Pierre Loti 'nin servi ağaçları en çok Haliç kokan Eyüp sırtlarındaki bir tahta masaya yaslanmış, yaşlı sandalyenin yaşama tutunur gibi yerinden sökülmemeye çalışan çivisinden....ya da
Claude Farrére' in arnavut kaldırımlı dar Çemberlitaş caddesine, yeni döşenen elektrikli tramvay raylarına uzaktan bakarak hüzünle kişneyen bir atlı tramvay atının yelesinden....ya da
Alphonso de Lamartine' in Baruthane sokaklarında her akşam sessiz bir tutkuyla yolunu gözlediği Ermeni kantocunun, Dolapdereli belalısının köstekli saatinin zinciri veya kemerindeki sustalıdan.... ya da
Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Devamını Oku
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta