çarmıha gerilmişçesine
işte orada tüm yaşananlar
paslı çivilerden kanlar damlıyor
zaman durmuşçasına ölüm kokuyor
ve bir kadın acı çekiyor
aşk sen gidince başlar
buradayken gözlerini sevdim
sözlerini sevdim
gözlerimdeki rengini sevdim
ben seni asıl gittiğinde sevdim
adına bin şarkı yazmak isterim
ama biri dolanmaz dilime
kalbimin feri yok kelimeleri kaldırmaya
hüzün, dağların ardında bir köy
gider de dönemem diye korkarım
beni unut yalnızlıklar prensi
Akrep yalnızlığı benimkisi
Öylesine feci
Ama duyarlı
Sevdiklerimi zehirlememek için
Kaçıyorum onlardan
Kötülereyse bakamadığımdan
ateşe dökmüşsün gözyaşlarını
çiçek açacak mı sandın
taş kalbin üstüne
uzun mu uzun bir aşk hikayesi yazmışsın
yıllar silemez
yüzünde bir melek masumiyeti
ve gözlerinde derin bir aşk uykusu
dünyaya yeni gelmiş bir bebek sanki
Tanrı'nın kalbime en büyük armağanı
o benim bitimsiz yolculuğum
bir ölüm istiyorum
al kırmızı kefenlerle sarılacağım
kar beyazı gözyaşları ile gömüleceğim
toprak kokan
bugün çıkardılar beni hücremden
kışın geldiğini biliyordum
titriyordum karanlık duvarlar arasında
üşüyordu ellerim, ayaklarım, yüreğim
saatlerin asır olduğu dipsiz, buzlu kuyularda
hayal bile edemiyordum gökten düşen karları
onu sevdiğim saatlerde
su gibi sessiz oluyorum sadece
ateş gibi kavruluyorum oysa
yangınlar etrafımı sardığında
beni serinletecek bir okyanus biliyorum
ama dokunamıyorum
İbrahim (a.s.) gibi ateşin önünde bir başına
yine de küfre boyun eğmek mi, asla
ateş kalbe dokunduğunda
kapılar O'na açılacaksa
hadi de ki kendi kendine
Allah var gam yok




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!