Güneş orda kan gölünde batarken,
Moskof yağmur gibi kurşun atarken,
Dost acılı düşman gülüp bakarken,
İnsanlığa bu dert zuldür Yarabbi.
Bir destan yazıyor Şamil'in nesli,
Nereye gideceği mi,
Niçin gideceği mi,
Bilemiyorum.
Sevmek,
sevilmek istiyorum.
Birileri beni çağırsın,
Diken nasıl batar,
Isırgan nasıl dalar
Anızın ayakta açtığı yaralar
Bilirmisin bizim ilin yaylalarında
Bambaşka güzel olur sevdalar.
Bir sonun başlangıç hikâyesiydi
Gönülden gönüle anlatılanlar
Hazin bir sevdanın efsânesiydi
Yaşanmamış gibi unutulanlar
Falcılar dedi ki, seni seviyor
Bu kahırı yazamıyor kalemler
Kendim yapar kendim üzülürüm ben
Beni terk etmiyor dertler, elemler
Mezarım, tenhaya kazılırım ben
Rahatsız etmişim seni bilmeden
Ömür bir süreçtir, hiç birşey durmaz
Aşklar gönülleri yaralar geçer
Bahtın kara ise talihin olmaz
Bugün, yarın diye oyalar geçer
Yine de bir ümit olur gönlünde
Göz pınarlarına gelir de yaşlar
Donar kalır, dökülemez dışarı
Aşkı ve sevdayı anlatan sözler
Dile gelir, dökülemez dışarı
Söylenemez bahar güz olur diye
Halet-i ruhiye gün gün değişir.
Bugün böyle söyler, yarın değişir.
Beden ile ruhum hergün değişir.
Temmuz sıcağında bir garip üşür.
Yazın güneşi bu ruhu ısıtmaz.
Bizim goncamız yok gülümüz yoktur
Sohbete katılsak dilimiz yoktur
Dert çekmedik saat günümüz yoktur
Kasvet boynumuzu büktü bükeli
Gönlümüz dert dolu tebessüm yoktur
Ağlanmayan öykü benim
Söylenmeyen türkü benim
Dost olupta şu dünyaya
Dostsuz kalan kul ki benim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!