İbrahim,
Gönül bahçemde nice baltalar gezdi.
O baltaları yontup o ellere veren kim?
Sevgi diye dilencilik mi olur?
Üstü başı düzgün, kalbi yırtık gezen kim?
Deş şu bağrı da sana söylesin;
Her gün nefes almadan ömrü tüketen kim?
Merhametse merhamet...
Kendine zulmedeni görmeyip,
Kendine zalimliği hor gören kim?
Hangi menzile vardı ki bu ayaklar?
Yol uzadı İbrahim, ömür geçti; geriye dilsiz yollar kaldı.
Sırrını kimden saklar kuyunun dibindeki ses?
Gözyaşıyla sulanan şu toprakta,
İbrahim, ağaca can verip, yaprağı biçare düşen kim?
Herkesin yarasına merhem olmaya koşarken,
Kendi yarasını nakış gören kim?
Kalpler ki Yaradan'ın tahtıdır.
Nice kalpleri cennete çevirip,
Kendi gönül kapısını kilitleyen kim?
Söyle İbrahim,
Kendi yangınına su dökmeyi unutup,
Başkalarının ateşinde üşüyen kim?
Kendi ateşinde kavrulup kül olan,
Külüyle avunan kim?
2026
Simya Nuran AksoyKayıt Tarihi : 29.10.2026 13:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Aylar önce bir arkadaşımızın Asaf Halet Çelebi'nin, "İbrahim" şiiri paylaşımı altında, o an içimden akan bu şiirin ilk bölümlerini yazmıştım. Bir arkadaşımızın da teşviği üzerine bugün devamını yazmak nasip oldu. İlginiz için teşekkür ederim. Sevgiler, Simya 🤍




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!