Gönül kadehimde gizli sırrısın,
Aşkın şarabıyla dolup taşarsın.
Her yudumda beni benden aşarsın,
O sarhoşluk ile kendimden geçerim.
Gönül kadehimde gizli sırrısın,
Aşkın şarabıyla dolup taşarsın.
Her yudumda beni benden aşarsın,
O sarhoşluk ile kendimden geçerim.
Hakk’ın kapısında kul olmak varken,
Dünya sarayına dalma ey gönül.
Vuslatın güneşi doğarken erken,
Karanlık dehlizde kalma ey gönül.
Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün
Gönül ey yâr aşkınla olsa hem-hâli,
Aşk oduna yanmakla bulur kemâli.
Sevdiğim ne katı yüreğin varmış
Kulağın havada beni dinlemez
Acıya karşı da alerjin varmış
Yüreğin benimki gibi inlemez
Çok sevdim Çiğdem çiçeği,
Sümbül Reyhan koklamam asla.
Yüreğimde tek Çiğdem çiçeği,
Lale sümbül koklamam asla.
Medeniyete giden doğru yol,
Mustafa Kemal Atatürk'tür bak.
Daima ileriye yükselen yol,
Mustafa Kemal Atatürk'tür bak.
Aşkın ateşine düştü bu gönlüm,
Korlandı içimde sessizce yandı.
Dışarıdan belli değil ki ölüm,
Fakat her zerremde közün uzandı.
O, bir ritüeldir, küçük bir eylemin büyük bir sürekliliğe dönüşmesi. Kabuğu, bir zamanlar güneşi takip etmiş büyük bir çiçeğin gölgesiyle boyanmıştır; şimdi ise sadece parmakların arasında ezilen, çıt sesiyle anlık bir memnuniyet yaratan, minyatür bir direnç.
İçi ve dışı arasındaki mesafe, sabırla atılması gereken ince bir engeldir. Çekirdek, kendini açığa çıkarmayı zorlaştıran bir oyun sunar. Tüketim hızı, düşünme hızını aşar; bu yüzden o, düşüncesizliğin en basit, en bağımlılık yaratan sembolüdür. Her yeni çekirdek, bir öncekinin sessiz, boş kalan kabuğunu unutturur.
Çeşit çeşit kitap oku,
Aydınlanmak istiyorsan.
Her görüşten kitap oku,
Aydınlanmak istiyorsan.
Sen be hiç demeden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!