“Yüzünü fırtınaya dönmeyenin
denizle işi yoktur.”
Bir boksörün göğsünde karşıladığı
Darbeler gibi kalın ve uzun
Bir beton çekilmiştir çakılların
bitimine.
Suyun hiç kimseyle şakası olmadı,
olmayacak;
Açıktan topladığı dalgaları
Davul gibi gürleyip çarpar
Önüne dikilen engele.
Ne zincir vurulurdu etrafına, ne
köprü kurulur...
Tüm bu çabalara karnı hep toktu.
Bir keresinde kayanın üzerinde beni
de tokatladı;
Tepemde martılar çığlık çığlığa,
Kendine çekerken zor tutunuyorum
taşın sivrisine!
Ama seveceğim onun beyaz
köpüğünü,
Asla kabul etmiyor kirlenmeyi.
Dipteki o derin sessizlikte
Karnında can besler sonsuzca.
Girip içine, koynunda yatasım gelir
Ya da sırtımı verip gökyüzüne
bakacağım...
Sen ne zincir tutan bir serseriydin,
Ne durulan bir fırtınasın...
Bir sevdasın hırçın kız!
Kayıt Tarihi : 17.10.2026 22:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Karanlık çöktüğünde kıyıda yalnız başına duruyordu Rüzgâr. Dalgaların betona vuruşu, gecenin sessizliğini bir davul gibi bölüyordu. Yıllar önce tam bu kayalıkta, hırçın dalgaların arasında elinden kaçırdığı o cesur kızı düşündü. Deniz, her zamanki gibi hiç kimseye boyun eğmiyor; hiddetle köpürüp üzerindeki kirliliği kıyıya fırlatıyordu. Rüzgâr, ıslak kayaya basarken ayağı kaydı, sert bir dalga göğsüne vurup onu geriye savurdu. Kayanın sivri ucuna son anda tutundu. Yüzüne çarpan soğuk tuzlu su ve tepesinde çığlık atan martılar ona yaşadığını, hâlâ o hırçın sevdaya ait olduğunu hatırlattı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!