Dünyanın beşte biri
bir avuç toprağa sığışır;
milyar nefes
aynı havayı
bir bıçak gibi ısırır.
Baharat,
genizden önce
hafızaya çöker;
zamanın alnına
tütsüyle
kadim bir mühür vurulur.
Tapınak eşiğinde maymun,
tanrıya en yakın komşu;
ritüelin gölgesinde kemirgen,
masum
ve uyuşuk.
Budizm’in sustuğu yerde
Hinduizm
çok kollu sabreder;
aynı göğün altında
binlerce isim
tek bir duada erir.
Küller dökülür
Ganj’ın
o sonsuz rahmine;
burada su
bedenleri değil,
ruhun lekesini yıkar.
Yogiler,
sessizlikten örülmüş
adımlarla yürür;
dünya döner,
onlar
başka bir âlemin
eşiğinde bekler.
İnanç,
çivili yataklarda
kutsanan bir sancı;
acı burada
sabırla bilenir,
kadere düğümlenir.
Yukarıda
mihracenin gözleri
kadim bir masal parıltısı;
aşağıda
kastın ördüğü duvarlar:
yukarıya değil,
sadece kadere.
Tac Mahal’in pencerelerinde
rüzgâr değil,
aşk yanar;
mermer,
bir kalbin yasını
beş asırdır
diri tutar.
Şah’ın döktüğü
o sonsuz
ve beyaz gözyaşı,
şimdi
taşın kalbinde
donmuş bir sükûnet
taşır.
Sokaklar,
renk cümbüşü giysilerle
yırtılan bir karanlık;
hijyen,
kalabalığın
kutsal kaosuna
kendini feda eder.
Ve sonunda
Hint medeniyeti:
bin yıllık bir suskunlukla
konuşan,
mistisizmin
kanlı canlı başkenti.
Kayıt Tarihi : 11.1.2026 01:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!