Daha önce hiç sevilmemiş bir insana,
Aşkı öğretmeye kalkarsan eğer;
Kendi ellerinle kazarsın mezarını,
İlk kurbanı sen olursun o sevdanın.
Gözlerindeki ışığı sen yakarsın da,
O ışıkla başkasının yolunu aydınlatır.
Sen ona kanat olmayı öğretirsin,
O ise ilk uçuşunda senden uzaklaşır.
Zordur vefasızın gönül defteri,
Yazılan her satır bir gün silinir.
Emek verdiğin o sevda bahçesinde,
Güller başkası için derilir.
Çünkü yokluğa alışmış bir kalp o,
Sevgiyi bir hibe değil, bir yük sayar.
Verdikçe sen, o daha çok kaçar,
Sanki her yakınlaşma, onu sıkar.
Boşluktan çıkardığın her an,
Onu daha da bir bilinmeze sürükler.
İyiliklerin, şefkatin, tüm çaban,
Duvarları yıkmak yerine yükseltir.
Bilmez ki vefa nedir, dostluk nedir,
Bildikleri sadece kendi yalnızlığıdır.
Açtığın her yeni pencere, her bir tık,
Onun gözünde yeni bir tutsaklıktır.
Sen ateşi yakarsın kör bir odunla,
O ise o ateşte kendini ısıtır.
Sana bir teşekkür bile etmeden,
Sırtını döner, sessizce uzaklaşır.
Düşünürsün, neydi bu çabanın karşılığı?
Bir vefasızlık, bir de koca bir boşluk.
Yüreğinde kalır aşkın o acı kalıntısı,
Sanki hiç yaşanmamış bir sarhoşluk.
Öğretmek istedin masumca sevmeyi,
Lakin kendin oldun ilk harcanan.
Şimdi sızlar için, ah bu kör sevmeyi,
Hiç bilmeyen birine nasıl anlatsan?
Boşuna dökme gözden inci tanelerini,
Garip Murat der ki; bu yol bataktır.
Daha önce hiç sevilmemiş bir insana,
Aşkı öğretmek, boşa kürek çekmektir.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 21:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!