Memleket haline bakar gülerim
Güzeli çirkine verdiler gardaş
Bunların sonuna güler geçerim
Neyine kınayı yaktılar gardaş
Sinek bile sevmez kovardı beygir
Ottan gayri yemez kusardı beygir
çan eğrisi tersten işlemekte
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Devamını Oku
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Kutlu bir yolu var üçtür hilali
Yarına çeyrek var güldür hilali
Beklenen biri var bildir hilali
Semaya Devletlû yazdılar gardaş
İnşAllah gardaş inşAllah...
Tebrikler, saygılar
Ümran Tokmak
HE GARDAŞ, DOĞRU DERSİN VALLA..ELİNE DİLİNE SAĞLIK....BU DA BENDEN OLSUN.....
****ÇOBANIMIZ NE HALDE***
Bir öküzü tarlaya koşsan, bir günde eker,
Bizim tosun beş yılda, bir herik ekemedi,
Kaplana kazma versen, günde on ağaç diker,
Bizim aslan beşyılda, bir ağaç dikemedi.
Ellidört ay boyunca, ampulleri sönmedi,
Hergün nutuklar attı, kürsülerden inmedi,
Mevla şahittir, gönlüm ısınmadı, sinmedi,
Dörtbuçuk yılda beni, safına çekemedi.
Hitabeti mükemmel, dinleyen inanıyor,
İkna kabiliyeti, gözlerinde yanıyor,
Kendi çoban olmuş ya, bizi koyun sanıyor,
Her silahı denedi, kurtları yıkamadı.
Baş çoban seçmek için, günlerce uğraştırdı,
Üçyüzaltmışyediye toslayınca şaşırdı,
Erken seçim kozuyla, kolayca sıvışırdı,
Ama işin içinden, bir türlü çıkamadı.
Şimdi koyun sandığı sürüden medet umar,
Bilmez ki bu sürünün içinde ne kurtlar var,
Bu bozkurtlar aslanı elbet sandığa sokar,
Bu gerçeği görünce, ampulü yakamadı.
Halen üçyüzaltmışyediyi yakalama peşinde,
Baş çobanı tepeye yerleştirme düşünde,
Yirmiiki temmuzda, tam günün bitişinde,
Başına geleceği, bir türlü sökemedi...
TARKAN KÖKSOY
İster şiirdeki düşünceye katılsınlar ister katılmasınlar şiir şahane.Duygular anlaşılır,akıcı en güzeli de benzetmeler yerine güzel oturmuş.kutluyor bir okuyucu olarak şiire vermem gerekenleri veriyorum.saygılar
:))657 var gardaş....
susuyorum:)))
saygılarımla
Yüreğine sağlık Bedrettin kardeşim boşver onları nal toplayacaklar nasıl olsa.
Allah bizleri üç hilaldan ve partimiz MHP den uzak tutmasın iktidarınıda bizlere görmeyi nasip eylesin.
Allaha emanet olunuz saygılarımla ümüt güngör
Herkes istediğini yazıyorsa yorum diye bende birşeyler yazmak istiyorum...
Bir yanlışı düzelteyim derken başka bir yanlıştan çare umuyoruz... Bugün bu ülkenin başına gelen AKP felaketinin müsebbibi kimdir, hiç kendimize sormuyoruz... Milletin gerçeklerinden tamamen kopmuş ve kendi şahsi hırslarının esiri olmuş, bir adım ötesini görmekten bile aciz insanlardan nasıl medet umuyoruz... Bunları sadece Baykal için yazmıyorum, gerek Çağlayanda gerekse Tandoğanda toplanan içleri yanmış vatanseverlerin 'birleşin' çağrıları için de yazıyorum. AKP'ye karşı birleşmeye tamam ama bunlarla değil... Yanlış üstüne yanlış yaparak bu ülkeyi AKP'nin kucağına iten malûm siyasilerden medet ummak niye. Bundan sonra bir birleşme olacaksa ne 'sağda, ne de 'solda olmalı... Sağ,sol kavramı sanki bu Milletin alnına mı yazılmıştı... İstiklâl savaşımız sağ ve solun birlikte hareketi ile mi kazanılmıştı... Artık lütfen özümüze dönmenin yollarına bakalım... Mustafa Kemal'in işaret ettiği çizgiyi doğru tespit ederek o yoldan yürüyelim... Artık seçeceğimiz insanlar onu bunu memnun etmek için değil, Türk Milleti'ni memnun etmek için Vatını ona buna sattırmamak için çalışsın... Kaşarlanmış, politikayı menfaat kapısı olarak kabul etmiş insanlardan artık bize hayır gelmez, bunu lütfen görelim... Denenmişleri daha kaç defa deneyeceğiz... Bu memleket evlatlarından bu ülke için feragatle çalışacak hiç mi insan yok... Elbette çok var.. Öyleyse kendimize yeni bir yol çizmemiz gerektiğinin farkına varıp, yeniden bunlara bu Vatanı emanet etmeyelim...
Oylarımız üç Hilaledir.
Her hesabın bir tersi her zulmün bir süresi vardır... Bir tilki hükmü varsa.Bir de Kurt töresi vardır...İnşallah Bozkurtların uluyacağı gün olacaktır 22 temmuz....Lamia CANAY....
Yokuş Yılgını
Bir kırat var imiş köyün birinde
Yokuşta kalırmış, her seferinde
Düz yolda gidişi aliyyül ala
Yokuşu gördü mü, başına bela..
Uzak değil, bir Osmanlı ilinde
Bir yokuş var tüm köylünün dilinde.
Kışın çamur, yazın tozdan geçilmez
Bu yokuşun kahrı da hiç çekilmez.
Bir bilen demiş ki; 'Ey benim halkım!
Bağlar bana lazım,yok sana salkım! ..
Benim köylüm milletin efendisi
Unutmuş köylüyü devlet kendisi.
Yönetenlerden yok yokuşu gören
Lanet yokuşun adı kızılören.
Köyden kente bin metre kuş uçuşu
Büyük engel Kızılören yokuşu.
'Kader demiş razı olmuş tüm köylü'
Hepsi de Osmanlı,pek temiz huylu.
Serenli araba alır bir baba
Tüm aile hem çiftçi,hem maraba
Tarlaya at lazım, arabaya at
Neylesin köylüm de alır bir kırat
Düz tarlayı iki günde ikiler
Yokuşlarda sekim sekim sekiler...
El mahkum, bakar hep sapla samanla
Alışır tarlaya kırat zamanla.
Köylüm ecdat malı tarlayı eker
Yaz bir gelse diye günleri çeker.
Havalar ısınır,derim zamanı
Köylünün refaha erim zamanı
Elleri nasırlı Osmanlı baba
Omzunda dirgeni elinde yaba
Çoluk çocuk harmanını kaldırır
Zahireyi çuvallara doldurur.
Siler pak alnını,hasadı toplar
Bir de olmasa tefeci mikroplar
Borç var,harç var,kış çok çetin geçecek
Satacak ki, kışınyiyip içecek...
Düşünür,taşınırlar da maile
Üst baş eski,dolu hep yama ile.
Pılı pırtı alıp,takı takacak
Oğlan evlenecek,kızı çıkacak.
Hülasa hasadı satması gerek
Oğlan hazırlar atı sevinerek.
Zahire pazarı şehire yakın
Arada bir yokuş var işe bakın..
Kırat düzlükte pek yaman gidiyor
Acaba yokuşta neler ediyor?
Hayır duasını alır babadan
Sevinerek seslenir arabadan;
'Yokuşu çıkarsam keyfime bakın,
Gecikirsem merak etmeyin sakın...'
Tıkır tıkır gider düz yolda kırat
Yokuşu görünce atta bir surat..
Yürümekle elbet yollar aşınmaz
Bu kıratla bu zahire taşınmaz.
Ihh..Der durur yokuşun tam belinde
Oğlan şaklatır kırbacı elinde
Kırat tınmaz yese de kırbaçları
Oğlan yolar başındaki saçları..
İner arabadan yavşanlar toplar
Çakır dikenleri,üzerlik otlar
Yakar tüm otları atın döşünde
Kırat geri döner, oğlan peşinde...
Biçare oğulcuk geriye döner,
Baba çıkar yola,elinde fener;
'Oğlum sen pazara gitmedinmiydi?
Şimdi burada senin işin neydi? '
'Sorma baba başıma gelenleri,
Yokuşta kopardı kırat gemleri,
Olmadık işkence ettim de puşta,
Yine de çıkmadı,durdu yokuşta! '
Baba bir nefeslik düşünür hemen
Geri dön pazara oğlum demeden;
'Hele bir soluklan,tüh neye yarar!
Merakla oğluna sorular sorar;
'Sen bu atı kırbaçla hiç dövdün mü?
Ana avrat dümdüz gidip sövdün mü? '
Oğlan zılgıdı yiyince babadan
Pür telaş atlar iner arabadan..
'Dövmez olurmuyum muhterem babam
Yokuşta durmuşken benim arabam
Yavşanı,dikeni döşünde yaktım
Gem i kırdığında çıldıracaktım! '
Dedim bundan babam anlar sa anlar
Boşa gitti yediği sap ve samanlar...
Baba da Osmanlı,anlar durumu;
'Tamam oğlum geri aldım sorumu.'
Sanma kırat hasta,soğuk algını
Kırat sağlam ama,yokuş yılgını...
Düz yolda hoş gider,yokuşta kalır
Pılı,pırtı,nikah,bu kış ta kalır.'
Oğlan heyecanla; 'Olur mu baba?
Meselenin halli nedir acaba? ..'
'Biliyorum oğlum,üzgünsün ama
Başka çare gelmez benim aklıma.
Hemen kurtulmalı yılgın kırattan
malum,yanlış hesap döner Bağdat'tan...
Antalya-2001
Halil Şakir Taşçıoğlu
O beygirle ilgili yıllar önce yazıp 2001 yılında düzenlediğim aynı anlamı taşıyan şiirim geldi de aklıma....Özürdilerim biraz fazla yer işgal etti gibi sanki.Şiiriniz de çok güzel.Giriş dörtlüğü az rötuşlansa sanat eseri olacak bence....................Tebrikler,selamlar,saygılar.Halil Şakir Taşçıoğlu
Bu şiir ile ilgili 17 tane yorum bulunmakta