Hasret dediğin şey
Kalp içindeki eski bir evin
kapısının
Hep aralık kalması
Üşüyorsun; ama içeri giremiyorsun.
Işık yanıyor, perde hafifçe dalgalanıyor;
Ama sen kapının önünde donuyorsun.
Biliyor musun,
Sen gideli kahve fincanlarının
Kulpları bile daha ağır.
Tutuyorum, parmaklarım kayıyor,
Sıcaklığını taşıyamıyor ellerim artık.
Gözlerimi kapadığımda hâlâ aynı sahne:
Sen bir tren penceresinden bakıyorsun,
Ben peronda küçülüyorum.
Aradaki raylar çoğalıyor,
Raylar çoğalıyor, raylar çoğalıyor.
Ve aşk,
Bunca mesafeye rağmen
Hâlâ bir yerlerde nefes alıyor.
Göğsümde küçük, inatçı bir kuş
Kanat çırpıyor: “Belki bir gün” diyor,
“Belki bir gün” diyor,
“Belki bir gün” diyor.
Biliyor musun sevgilim,
Hasret insanı şair yapmıyor aslında.
Sadece susturamıyor.
Dilin ucunda binlerce yarım cümle,
Boğazında düğümlenen binlerce na'ber,
Gözlerde biriken binlerce seni özledim
Ve hepsi aynı anda:
“Seni seviyorum.” demek istiyor;
Ama kelimeler yetmiyor.
Yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum;
Çünkü yazmasam
Bu kadar büyük bir aşk
İçeride patlayıp
Beni paramparça edecek.
Belki bir gün
Aynı şehirde, aynı sokakta
Farklı yönlere yürürüz yine.
Omuzlarımız değmese de
Aynı rüzgâr geçer içimizden
Aynı anda iç çekeriz
Ve işte o an
Evren bir saniyeliğine durur bizim için.
Aşk o tek saniyede
Yeniden doğar
Ve der ki: “Ben hâlâ buradayım.
Seninle, sensiz, her hâlükârda ben buradayım.
”Ve ben
O kuşun kanat sesini dinleyerek gülümserim;
Çünkü anlarım ki seni sevmek
En uzun yolculukmuş.
Ve ben o yolculukta
Hem yolcuyum hem de yol.
Kayıt Tarihi : 5.3.2026 16:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!