Gözünü bürümüş zifiri perde,
Düşmüşsün onulmaz, kara bir derde.
Hakk’ın terazisi kurulduğunda,
Bakalım o zaman yerin ne yerde?
Haram lokma ile göbeği şişir,
Karanlık kazanda günahlar pişir.
Unutma ki dostum, dokuzun virdi,
Zalimin tahtını yerle bir eder.
“Bismillah” demeden sofraya çöker,
Mazlumun gözünden kanlı yaş döker.
Altın kasedeki şerbeti değil,
Kendi ecelinden bir zehir içer.
Yetimin hakkını sermaye sanır,
Ar damarı çatlak, nasıl utanır?
İda Dağı’ndan yükselen o nur,
Sanma ki bu kirli işi onanır.
Kumpir ekmeğine alın teri kat,
Helalinden kazan, huzur ile yat.
Harama meyil eden o bedbahtlar,
Ebedi ateşe ediyor biat.
“Rabbi Yasir” deriz, zoru aşarız,
Hakk’ın rızasında bendden taşarız.
Biz Saf Beyaz’ın yolcusuyuz dostum,
Helal lokma ile her gün yaşarız.
Enki’nin o kirli rengine kanma,
Haramın ateşi sönmez hiç sanma.
Akçay rüzgârı eserken derinden,
Zalimin yanında adını anma.
Bekirovlar soyu haramı bilmez,
Haksızlık önünde boynunu eğmez.
Hasan Belek der ki: Ey haramcılar!
Dünya malı için satmaya değmez.
Dokuz kez niyazla mühür vurulsun,
Kötünün defteri orda dürülsün.
Hak terazisinde hesap sorulsun,
Haramcılar mahşer günü sürülsün!
Hasan Belek
30 01 2026 Afitos
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 14:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!