penceremde kafası güzel bir akşam
puslu camların dilsizliğinde
ölü gibi sessizim
gece bile korkuyor fırtına öncesi sessizliğimden
uzak denizlerin türkülerini duyuyorum
kim bilir belki de ölüyorum
gözlerimin mavisinde gri bir sis
bakışlarımda ölü köpek bakışı
pusulalarda göstermiyor artık beni
haritalardan çoktan silinmiş siluetim
bir zaman ellerini tutan ellerim
dudaklarını öpen dudaklarım vardı
artık bulamıyorum
kayıbım...
belki de kayıp kıtayım
belki Mu
belki Zelendiya
belki de şeytan üçgeninde kaybolmuş bir gemiyim
içim bir yangın ertesi
içim talan edilmiş bir vaha
içim Kerbela…
acılarımı abaküs boncuğu gibi sıraya dizdim
bir yandan yaşamak için çırpınıyor
bir yandan kendime afili ölümler beğeniyorum
yanlış anlamayın kendimi övmüyorum
hal-i pür-melalimi beyan ediyorum
aldanmayın serkeş kahkahalarıma
bilseniz ne yenilgiler saklıyorum o rengarenk gülüşlerin arkasında
öfkeli bir rüzgar gibi esmek isterken
avazımı içime hapsedip
bilseniz ne çok ben bırakıyorum o kapıların eşiğinde
kimse çöle sürmüyor beni
ben çölde çiçeğe öykünüyorum
günü kurtarayım derken
dünümü tefeciye bozdurdum
sığınacak bir limanım bile kalmadı
pire için yorgan yakmaya bahane arıyorum
çingene kızlara fal baktırıp
ziyaret olmuş türbelerde tütsü yaksam ne fayda
lanetlenmiş Lut kavmi gibiyim
yanım yörem ateş çemberi
aldığım nefes bile kükürt zehri
üstüme sıvanmış bu lanetten kaçmak istedim amma
eşim yok diye... Nuh’un gemisine almadılar beni
Ömer Yücekaya 2
Kayıt Tarihi : 3.7.2025 13:34:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!