Çocukken kulaktan kulağa oynardık,
Fısır fısır sessizce söylerdik sözümüzü,
Kimse duymasın diye,
Hiç olmazsa bu kadarını yapacak cesaretiniz olsun,
Birbirinizin kulağına fısıldayın,
Ama büyük harflerle !
Bazen aklıma, bazen fikrime söylüyorum;
İnsan ol, insan ol diye;
Bazen aklıma, bazen fikrime sövüyorum;
Güneşe yağmur yağdı,
Düşmanlık girdi soruyla cevabın arasına,
Cevap gölgenin ardında;
Soru cevapsız kaldı,
Ömrüm...
Gerçekler iki kısımdır;
Mevla'ya yakınken ve Mevla'ya uzakken,
Tıpkı milat'tan önce ve milat'tan sonra gibi;
Mevla'dan önce ve Mevla'dan sonra.
Ve aşk iki kısımdır;
Söyler misin bana gülüm?
Kaç okka eder benim gönlüm?
Delinirken bir kalpte dağlar,
Sayılır diğerinde sarı liralar.
Söyler misin bana gülüm?
Takvim mi yanlış, ben mi yorgunum?
Güneşe ay'a, geceye gündüze soruyorum,
Zaman mı çok hızlı?
Yoksa ben mi yavaş yürüyorum?
Bak beni ne hale koydular?
Kahpelikle harlayıp ihanetle dağladılar,
Meleklerin kıskandığı kalbi,
Kurtlar sofrasına meze yaptılar.
Ben gidiyorum hanım,
Bir kaç kitap koy heybeme,
İki üçte eski gazete,
Hani şu bin bir zahmetle kapıma kadar bırakılan,
Benim zahmet edipte okumadıklarım dan,
Ve biraz da sen kokulu çay,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!