Hakikat Şiiri - Esma Özdemir 3

Esma Özdemir 3
32

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Hakikat

Gül bahçesinde bu akşam
Sevgilim
Gel gör ki yine coşku var!
Bak yine çılgınca açmaktan
Her biri bir yerde sarhoş oldular!
Kızıl goncalar, ak goncalar...
Sarmaşık gülleri, asma gülleri
İbrişimler, karanfiller, çiğdemler
Hele o menekşeler!
Boncuk gözlü cânım mavi sümbüller
Lavanta, hanımeli ve leylaklar
Çiçekli duvak gibi erik dalları
Mor salkımlar, erguvanlar,
Sıklamenler, açelyalar, zambaklar

Düşün Küçükyalı'da, Maltepe'de
Ya da Beşiktaş'ta birgün
Vapurdan indikten sonra
Ağır ağır yürüyerek oradan
Emirgân Korusu'nda yan yana
Dolmabahçe'de, Yıldız'da
Sultanahmet'te, Adalar'da
Beykoz'da, Kanlıca'da, Şile'de
Taşdelen'de, Çamlıca'da
Bağlarbaşı'nda, Üsküdar'da
Fethipaşa Korusu'nda, el ele
Şişli'de, Taksim'de, Sarıyer'de
Yahut ne bileyim, meselâ...
Belgırat Ormanları'nda gezerken seninle
Usta bir ressamın fırçasından çıkmış gibi
Kırmızı, sarı, pembe ve beyaz...
Bir uçtan öteki ucuna kadar
Cânım İstanbul'un Sereserpe Laleleri..!
Ve sonra alabildiğine heryerde
Badem çiçeklerini, elma çiçeklerini
Pembe bir düş gibi gözlerimizi süsleyen
Manolya bahçelerini düşün!
Hele arılar, kelebekler ve kuşlar...
Ah ömrüm!
Her mevsim, gönlüm gibi açılan ilkbahar!

Ve şimdi ağaçtaki bütün yapraklar
Yine kıpır kıpır!
Yerinde duramaz birtürlü
Ta uzaklardan biryerlerden gelir
Bülbülün yanık nağmeleri
Kulağımda şimdi...
Zil çalar, oynar, tutuşur
Bizim taze ibrişimin kıvrak etekleri...
Saatler saatleri
Dakikalar dakikaları kovalar
Mutluluktan
Yaramaz çocuklar gibi...
İçindeyken insan güzelliklerin
Nssıl da farketmiyor, değil.mi?
Zamanın, mevsimlerin ömrün...
Ağaçtan düşen kuru bir yaprak gibi
Bir gün, bir saat, bir dakika gibi
Bir anda nasıl da bittiğini..!
Bir bakmışsın
Baharın yaza; yazın kışa
Kışın ayaza döner olmuş
Nasıl da anlayamazsın!
Biugünü de akşam ettik
Çok şükür, diyemeden daha
Beklenmedik bir zamanda
Uğursuz bir baykuş gibi
Karanlık çöker geceye...
Yılanla yalan birbirine karışır.
Sanırsın, bütün güzellikler...
Bir anda târumâr olur.
Herşey silinir gökyüzünde..

Gül ağacından narin bir dal
İnsan kalbi, aniden kırılır!
Birden, kurulu bütün saatler durur!
Herkesin hevesi kursağında kalır
Yıldız, ay, mehtap ve umut...
Ufukta hiçbirşey görünmez olur!
Hayaller yarım kalır.
Kulağım kapı kirişinde..
Gözlerim pencerede asılı kalır...
Aman Yarabbi!
Kurtlar, köpekler, çakallar!
Ormanda uluma sesleri!
Bülbülün avazı duyulmaz olur.
Sabırla beklemek de
Bir umuttur aslında!
O da bir cesarettir
İnançtır aydınlığa...

Bitecek olan biter
Unutma!
Sel olsan durduramazsın
Gitmekte kararlı olanı!
Her biten şeyin ardında bak
Yeni bir güzellik var!
Ve nihayet gece biter
Karanlık yorulur;
Gün aydınlanır; sabah olur.
Kurt, kuzudan ayrılır
Yalanla yılan, gülün boynundan...
Güneş doğar, gül açar.
Akla kara meydana çıkar!
Doğru eğriden ayrılır canım
Dost-düşman belli olur.
Umut, yeniden göğe yükselir
İçimizi ısıtır riyâsız sevgiler...

İnansan da
İnanmasan da gülüm
Hakikat...
Tam karşındadır!
Tercih sana ait!
Öyle bir an gelir ki
Çok net
Bir karar vermen gerekir!
Hasılı şekerim
Herşey bir anda bitiverir!
Can canândan
Ten kafesten
Gül bülbülden ayrı düşer birgün
İnanamazsın!
Aşk biter, sevgi biter.
Ocağın söner.
Bağın bahçen
Yerin yurdun hep ıssız kalır.
Gözlerine iki damla yaş birikir
O an
Ağlayamazsın!

Uzun bir yürüyüştür hayat
Ve yol biter birgün sen bilmezsin;
Hayat biter.
Yolun sonunda güzelim
Kupkuru bir mezar vardır.
Girersin ya da giremezsin
Ancak kader böyledir.
Ağaçtaki neşe
Daldaki kuş
Gözlerdeki ışıkl
Tendeki sıcaklık ve
Bütün güneşler söner.
Bu güzellikler kaybolur.

Şair der ki:
İyilik et; kötülüğe hazır ol!
Tekkeye-türbeye adar gibi
Ulu bir dergâha bağışlar gibi
Ne verirsen de yine
Karşılıksız ver!
Ama beş şartla;
Sevgi hariç,
Saygı hariç,
İyiniyet hariç,
Emek hariç,
Dostluk hariç..!
Demek ki bu hayatta senin
Herşey bildiğin gibi değil!
Bazı şeyler var ki
Karşılıklı olmak zorunda!
Ama, bazı şeyler de karşılıksız
Değil mutlaka
Sadaka verir gibi hesapsız
Kurda, kuşa, yabana
Dağa taşa, denize at!
Derler ya iyiliği...
Bence eksik ve yanlış!
Neden, dersen...
İyilik ederken insan
Gözlerini siyah bir bezle
Sıkı sıkıya kapamalı ki
Kime iyilik ettiğini asla görmemeli!
İsteyerek bir eliyle uzattığını
Diline dolayıp da geri çekmemeli!
Yaptığı şeyi gözünde büyütmemeli!
Ve bilirsin
Nankördür insanoğlu!
Çiğ süt emmiştir, doğru!
Çünkü, kulun ihtiyacı bittiği yerde
Nankörlüğü başlar!
Düşünüyorum da
Çocukluğumuzdan beri
Erdem üstüne bize
Ne varsa öğretilen
Baştan sona hem de
Hepsi yalan!

Herkes yaşadı bu hayatta
Kendi gözleriyle, ayrı ayrı
Gördü, öğrendi her birşeyi
Vefayı da dostluğu da
Sevmeyi de sevilmemeyi de
İyiliğe karşılık kötüyü, kötülüğü...
Efendim?
Tam olarak oradan sanki duyamadım sizi?
Biriniz bana birşey mi söylemek istediniz?
O çocuksu sitemkâr bakışlar
O kırılgan ifade de neyin nesi?
Onlar, ayrı ayrı ve çok özel konular
Sizin için, öyle değil mi?
Anlıyorum
Diyeceğim o ki sana
Beni dinlersen dostum
Sen sen ol karıştırma
Terazinin bir kefesinde
İki insanı
Birbiriyle yarıştırma!
Her insanın canım çünkü
Astarı, kumaşı yüzü
Mayası, hamuru özü
Farklıdır birbirinden
Ve nihayet hayat denen bu sahnede
Perde inene dek, canım daima
Herkes kendine yakışanı yapar!

Hatta, perde inmeden son defa
Kendisine saygıyla, hürmetle, aşkla
Reveransla, nezaketle, yürekten
Ve O'nun gibi güleryüzle, ciddiyetle
Güle Güle Büyük Usta, demek için
Özenle, disiplinle, sahne tozuyla
Yediden yetmişe, herkes, bütün millet
Seyircilerin olarak candan, dostça
Arkadaşça, kardeşçe
Gözlerimiz dolu dolu
Önünde eğilerek
Hayranlıkla son kez bakarak
Güzel bir selam vermek istedim sana!
Sana ait o efsane sözle uğurlamak seni!

Sahneye çıkmadan önce hani
Büyük Üstat
Haldun Dormen'in dediği gibi
Diyelim biz de sana;
-Yaparsın Şekerim!..

Ah canım! Baktım da
Tesadüfen
Senin gittiğin güne denk gelmiş
Hakikat, isimli bu şiirim.
Demek ki bunda da var bir hikmet!
Diye niyet edip
Ben de birşeyler eklemek istedim!
İsterse bütün şiirler heba olsun.
Bütün şiirler
Sana fedâ olsun şekerim!
Aldırma...
Senin güzel hatıranın yanında
Şiirin, kafiyenin, imgenin
Gayri, ne önemi var!
Seni böyle bir günde
Elbette
Anmadan geçemezdim
Lafı bile olmaz
Çok rica ederim

Ve hakikat...
Gelecek birgün mutlak!
Kimseyi beklemeden
Bahçemde açılan güller gibi
Karasevdalı, yanık
Ve yarınlara inanarak!
İçimden kopan büyük bir coşkuyla
Aniden yerinden fırlayarak
İhtirasla, sevgiyle, aşkla
Bütün ağır taşları hatta
Yerinden oynatarak...
Ufukta doğan güneş gibi
Bütün sınırları zorlayarak...
Er ya da geç, muhakkak
Bulutların arasından ortaya çıkacak!
Karanlığı yırtar gibi
Kaderinden ayırarak yeniden
Gözlerimde doğacak!
Öyle sıcak
Öyle parlak
Ve içimizi yakarak..!

Esma Özdemir 3
Kayıt Tarihi : 21.1.2026 11:17:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Esma Özdemir İstanbul; 21 Ocak 2026 Çarş. Sa:09:22

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hüsamettin Sungur
    Hüsamettin Sungur

    Ne güzel demişsiniz
    dilinize sağlık
    beğeni ile okudum

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)