mendiller vardı eskiden cebimizde taşıdığımız, salya sümük anlarda örterdi aybımızı.
mendil işlerlerdi genç kızlar, çeyiz sandığına sermaye.
yaka ceplerindeydi hep beyefendilerin ve de bizim zamanımızdaki talebelerin.
acı bir maziden kalmayım
efkara beş var zaman
Farjad çalsın ben ağlıyayım
acıma tuz biber keman nameleri
ruhum kabzolundu sayın
Teknolojinin bu denli hızlı akışı, onca güzel şeyi de beraberinde yok etti.. Hükmünü kaybetmiş, teknolojiye yenik düşmüş, hatta unutulmaya yüz tutmuş, geçmişi ve bizi hatırlatanlardan biriydi gaz lambası.
Evde saklıyorum hala o hatıraların ve bir dönemin saklandığı sihirli şeyi.
Özellikle kışları sıkça kesilirdi elektrikler, dışarıda lapa lapa kar yağar, beyazın aydınlığından faydalanmak için perdeler sonuna kadar açılırdı. Bizim gaz lambamız duvara çakılı bir çivide asılı dururdu ve annemin ona ördüğü elbiseyle öylece vazifesinin gelmesini beklerdi. Peder Bey tedbirli biriydi. Her daim küçük bir bedeon gaz yağını tedarik etmiş olurdu. Ayrıca gaz lambasının fitil kısmıyla, teneke kısmı arasına sıkıştırılmış KAV ya da vasati kırk çöp olan MALAZLAR kibritinin hiçbir suretle kullanılmasını istemezdi.. Elektrikler kesildi mi kibrit aramayalım diye.
Çocukluğumdan beri çok severdim o anları. Kaç kere yer soframızda yemeğimize katık olmuştur kimbilir, ve kimbilir kaç kez ödevimizi onun ışığında yapmışızdır.
Televizyon ve radyo da elektriğin kesilmesinden ötürü iptal olurdu. Ailecek yaptığımız en güzel şeydi o anlarda PEDER Bey'in İstanbul'a geliş hikayeleriyle Alamanya'ya gidişi ve orada yaşadıklarını dinlemek. Sanki anlatması için elektriklerin kesilmesini bekliyorduk hep birden.
zaman geçer de değişir herşeyin dokusu
değişir de akıldan çıkmaz kokusu.
mahalle arasındaydı
bir ayağımız ona alışmıştı
ekmeğin, plastik topun gazete ve bisküvinin
kokusu birbirine karışmıştı.
koluna girdim, merdivenleri çıkmasına yardımcı oldum
hakkında enteresan hikayeler dinlediğim o adamın
''sağol evlat'' derken bile vakurdu hala
üç beş basamak çıktık ve iç çektim birden
işte dedim kavanoz dipli dünya
sevemez kimse seni, benim sevdiğim kadar dedim
nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım
takvimlere bakarken, seni HİCAZ sevdim
şimdi yalnızım gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar gibi
haberin olmaz, bilmezsin
kimin kolunda bir saat görsem,
şu akrepli, yelkovanlı olandan,
aklıma gelir Mesut Mertcan ve Orhan Ertanhan
ne de güzelmiş o anlar,
sekiz ajansında TRT karşısında olmak,
***altın rengi PTT jetonu---cep telefonu
***siyah beyaz televizyon--plazma
**tel dolabı--- no frost
Çivi çakacak değilim ben de bu dünyaya
Elbet bir gün göçüp gideceğim
O imamın kayığına
Elbet ben de bir gün bineceğim
Ardımdan kimin ne söylediği umurumda değil
Ağlamıştım
Auschwitz'de olanlara
Sırf Yahudi diye fırınlarda yananlara
Allah'ım böyle birşey olamaz
Kendine insan diyenin




-
İrem Helin Cebeci
Tüm Yorumlarinsanın başında bir büyük bulunması, her zaman iyidir...