Gizli derdim gül dalında saklıdır
aşk şerbeti şafak çiğinin tadıdır
gece içre dökülen yıldız külüdür
son ışığım senin için ey yârim
közlerimi kül altından uyanır
nefesinle sönen canım canlanır
yâr kapında gölgesi olmak yeter
benliğikten geçen yolsun yârim
gece sırlar döker yıldız yerine
ay süzülür suskun gönlüm derine
yüzün doğar kandil gibi aleme
karanlığım senden kalan ey yârim
gül açarken diken batar gönlüme
dikenlerden rahmet akar ömrüme
kül dökülür güllere dönen gönlüme
her yarayı saran senin ey yârim
adın düşer kışın kurumuş dalına
bahar gelir gönlüm gülşen bağına
cân emanet mühür vurdum adına
son nefesim sana varsın ey yârim
kül olursam gül olurum aşkında
Nur yüzün gecelerimin bağrında
ben kayboldum aşk denilen çağrında
kalan yalnız sen ve aşkın ey yârim
Kayıt Tarihi : 28.09.2026 10:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
“Hayâl ürünüdür; kişi ve şahıslarla ilgisi yoktur.” Halil ile Hatice Vaktiyle, dağların arasından bir derenin kıvrılarak aktığı Yeşildere’de, dillere destan bir sevdalık yaşanmış. Bu, köyün taş duvarlı toprak damlı evleri, söğütleri ve şırıl şırıl akan deresi arasında filizlenen Halil ile Hatice’nin hikâyesiymiş. Eski Yeşildere’nin taş evleri suyun iki yamacına dizilir, söğütler akıntıya eğilir, geceleri dere bütün köyün sırrını sessizce dinlermiş. O köyde kara yağız Halil adında bir delikanlı yaşarmış. Gönlünde yanan kıvılcımın, içinde büyüttüğü sevdanın adı Hatice’ymiş. Arap Halil, bir akşam gül fidanının dibinde kandilini yakıp dereye bakarken içinden şöyle geçirmiş: Derdim bülbülün kanadına mühürledim âşk şerbetini gülün şafak çiğinden içtim gecelerin bağrında bir volkan gibi yandım cemâline gönlümdeki son ışığı sundum Derken Hatice’nin başka yere verileceği haberi köye içten içe yayılmış. Halil’in içindeki kor, küllerin altında yeniden alevlenmiş. Harman yerinde büyük bir sinsin ateşinin yakıldığı gece Halil, davudi sesiyle bir uzun hava söylemiş: Sevda ateşiyle küller altındaki koru üflerim âşkınla yârim eşiğine gölge olur düşerim dile can veren söz, âşığa nefes olurum kendimden taşan sevdamla sana varırım Tam o sırada Hatice ateşin ışığında görünmüş. Göz göze geldikleri anda dere susmuş, dünya durmuş sanki. Halil’in sesi bu kez daha yumuşak yükselmiş: Gece bağrını açar, sırlar yıldız gibi dökülür cemâlin kandil olur, gönül evinde görülür diken küle, kül rahmete, gül nûra dönüşür gönlümde yanan ulu ışık seninle büyür Köyün büyükleri bu sevdayı görmüş, Hatice’nin ailesi de razı olmuş. İki sevdalı, yaşlı gül fidanının yanında söz kesmiş. Halil son ikrarını vermiş: Nazım niyazım sanadır, ey gülüm, ey yârim, can emanet, ikrar nefes, sana mühürlüdür küller bir gül olur seninle, kalbim neşe dolar su akar, sevda kalır, adın gönlümde yaşar. O geceden sonra Yeşildere’nin suyunda bir türkü dolaşmış: Su akar, şırıl şırıl, sır kalır gül solar, gül kokusu kalır İnsan gelir geçer, sevda kalır Halil ile Hatice’nin aşkı Yeşildere’de söylenir. Yasin Yüksel




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!