Gül Kurusu Sîmâ
Sen o mücellâ, sen o billûrî ve neşeli;
Fîrûze âhenginde ebrularla bezeli...
Müphem sahralarda kalmışım bîtap;
Bir katre nem ol kuru lebimde, serap!
Düşlerin dahi müştâkına mesrurum;
Sen dilber-i perîsin ki, ışıldar nurun.
Serpilir âhuların miski, tebessümünle;
Dağılır bir kıyıma gerilmiş şuurum.
Simsiyah sırmalarında pâreler akar;
Tan mavisine sessiz ve sakince sarkar.
Her anına müptelayım, bir meczubum;
Enfes tatları alır, tahayyülünle ruhum.
İster ayyaş et mey ile, istersen şifa sun;
Sersen sunaklara serimi, kurban olurum!
Bir dem dahi direnmez, her haline râmım;
Sitemine de mesrur, neşende de yârım.
Geçtim benliğin o dinmez iştahından;
Bir solukta yatışır, sana kadim meskûnum.
Bu sîne ne çileyi ayırt eder, ne keyfte tadı
En lezzetli anlar; zâtının teşrîfiyledir murâdı!
Ümmîyim; bilmezem manzumu, mısrayı;
Her dem sana tasvir ederim hilâli, ayı.
Iraklık ürkütür, dağıtıp sinemde canı;
Gel arala perdeni, çok görme bu ihsanı!
Gül kurusu sîmânın her gülüşü hardır;
Ey cân, tenimde ateş! Beni seninle yandır...
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 02:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!