Gül İstanbul
Çamlıca'dayım; penceremde; bahardan bir gün,
Sanki hazandayım İstanbul üzgün ben üzgün.
Karşımda boylu boyunca sisten bir perde,
Göremedim; Eminönü, Beşiktaş nerede?
Güneşe perde çekmiş, bulutlar silsilesi,
Gökyüzünde bir kesafet; İstanbul'un çilesi.
Gizlenmiş herşey; geriye bir silüet kalmış.
Şehir yorgun, şehir durgun; sanki uykuya dalmış.
Dünyanın gözbebeği; ey muazzam belde!
Konuş, dertleş benimle, dile gel de.
Nedendir bu gizem, neden böyle durgunsun
Güneş mi naz eyler, sen mi ona dargınsın?
Ketumsun besbelli, herşey muamma sende,
Mukadderatındır bu; değişmez, istesen de.
Bilirim Gökdelenler sivrilmiş, yeşile-maviye inat
Betonlardan muzdarip, boynu bükük bir tabiat
Kalabalık, keşmekeş çekilmez bir yük sende,
Yeni dertlere gebesin; meşakkat büyük sende.
Tahavvül eyle artık, mihnetin dinsin,
Bulutlar çekilsin aradan; ruhlarımız sevinsin.
Ey övülmüş şehir, ey ecdâd yadigârı!
Uyan kış uykusundan, dağıt şu efkârı.
Bahar gelmiş derler; gösterde bilelim,
Kederimiz bitsin; sen gül ki, biz de gülelim.
Yolver gitsin lodosun, poyrazın; essin meltemin,
Yazdan muştular gelsin de sona ersin elemin.
Güller açsın; her bir köşen gülşen olsun,
Gülsün güneş yüzümüze; dağın taşın şen olsun.
Kayıt Tarihi : 23.4.2006 22:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!