Gözlerinde bir sis, dilinde bin mazeret,
Bir adım gelsen, bin adımın hep hicret.
Sen kaçtıkça kısalır sandığın yollar,
Aslında kendi korkuna ettiğin bir esaret.
Sevilmek ağır geldi, omuzların büküldü,
Sana sunduğum dünya, önüne yük döküldü.
Cesaretin yetmedi bendeki bu yangına,
Kaçışın, sevgisizliğine çekilen bir hükümdü.
Peşinden koşmak mı? Yorulma boş yere,
Gölgenle yarışmam, söz verdim bir kere.
Ben sadece içimdeki o devasa "seni",
Bırakamıyorum, sığmıyor çünkü göklere.
Görmediğini sandığın her yalanın içindeyim,
Kurduğun o sahnede, en sessiz izleyiciyim.
Zekânı alkışlıyorum sanma bu sükûtumla,
Ben sadece düştüğün bu durumun kederindeyim.
İnsan en çok kendine yalan söylerken yorulur,
Bir gün elbet o mağrur aynalar da kırılır.
Benim sustuğum yerden başlar senin feryadın,
Hakikat, sustuğun o boşluklarda sorulur.
Sanma ki bu suskunluk acizliğin feryadı,
Sadece izliyorum, sendeki bu boş inadı.
Sen zekânı put yapıp ona tapınırken,
Ben çoktan yıktım kurduğun o sahte miladı.
Ben deliyim saf değilim, biliyorsun aslında,
Sessizce bekliyorum sadece bu fasılda.
Çünkü insan aklına öyle bir güvenir ki,
Hadsizleşir, boğulur kendi sığ yansımasında.
Bu oyunu çözmek için safa yatacak kadar sabırlıyım,
Yalanında boğulmanı izleyecek kadar derindeyim.
Sen küçük sahnende zafer şarkıları söyle dur,
Ben senin kurnazlığını sessizliğiyle ezecek bir devim.
Kayıt Tarihi : 25.12.2025 13:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!