Gönül kırmak, Kâbe yıkmak gibidir,
Bilmez misin, vebali var, ahı var.
Sevenin gözyaşı sanki nehirdir,
Her damlasında bin bir eyvahı var.
Omuzda yük olur, kalpte bir sızı,
Düğümlenir boğazında her sözü.
Gülmez bir daha o mahzun yüzü,
Kırık kalbin karanlık sabahı var.
"Ve'l-hâsıl" dediğin bir son değildir,
Dünya bu hesaba dar bir sahildir.
Ağlamak bazen en saf dildir,
Sessiz feryatların bir Allah'ı var.
Seni candan seven bir kalbi yorma,
Haksız yere sakın bir darbe vurma.
Özürle tamiri imkânsız, sorma;
Kırılan aynanın bin günahı var.
Gözyaşıyla dua, arşa bir yoldur,
Gariplerin hali sararmış güldür.
Kırma o kanadı, kolunu doldur,
Mazlumun göklerde bir penahı var.
Dünya dedikleri bir garip hancı,
Giderken kalandır yürekte sancı.
Sevda tarlasında olma yabancı,
Hasat zamanının bir felahı var.
Düğümlenir kelam, dökülmez dile,
Sevenin çektiği bitmeyen çile.
Düşürme sevdayı dillerden dile,
Her saklı derdin bir islahı var.
Hesabı ağırdır, mizan kurulur,
Emanet olan o yürek yorulur.
Kırılan testiden sular durulur,
Yaralı ruhların bir cerrahı var.
Seni seven kulun kadrini bil ki,
Dünya malı yalan, hayaldir bil ki.
Gönül bir saraydır, yıkılmaz ilki,
Yıkılan tahtların bir dergâhı var.
Garip Murat der ki; üzme cananı,
Zayi etme sana yanan insanı.
Mizan kurulunca hüküm zamanı,
Mazlumun ardında bir İlah'ı var.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 14:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!