Gönül bahçen dolsa, her gülü sanma,
Diken gizler elbet, hıyanet yakın.
Gözün görmediği, her söze kanma,
Sükût kalesine, bir çivi çakın.
Konuşun yine de, tartın her sözü,
Kül altı bekleyen, yakar bu közü.
Dost diye sevdiğin, ayırmaz gözü,
Aynada gördüğün, sahtedir yüzü.
Sanma ki duyulmaz, yerin altı var,
Bir fısıltı kopar, dağı sarsar, yar.
En sadık bildiğin, dünyanı yıkar,
Haber en yakından, canından çıkar.
Hayranların çokça, sevdiklerin az,
Sırrını verirsen, kışın olur yaz.
Söz ağızdan çıksa, bitmez bu ayaz,
Dünyada yalanlar, gerçeği koymaz.
Dostun sofrasında, dilini bağla,
Gerekirse içten, sessizce ağla.
Gönül bir umman ki, akma bir çağla,
Sırrını koru ki, kalasın sağla.
Geriye dönüşü, yoktur bu yolun,
Kırılır kanadın, bükülür kolun.
Seni senden bilir, en yakın kulun,
Hicran olur sonu, diktiğin gülün.
Duvarlar konuşur, taş fısıldar ad,
Bozulur ağızda, o en tatlı tad.
Kimse bilmez narda, kalpteki feryad,
Ziyan eder cahil, yiğidi heyhat.
Dikkat et her harfe, her bir noktaya,
Uzatma sözünü, düşme potaya.
En yakının bakmış, gizli dosyaya,
Dostluk bir masaldır, bu boş dünyaya.
Gözün görmediği, tuzaklar kurulur,
Söylenen her kelam, gelir savrulur.
Güvendiğin dağlar, dumanla dolur,
Gariplerin kalbi, narda kavrulur.
Ey Garip Murat bak, sükût eyle gel,
Dost dediğin kalsın, yerinde bir sel.
Sakın sözü her dem, olma bir faysal,
Kurtar can kuşunu, nefsten eyle yol.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 14:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!