Gömülmeyi Reddeden Rüya

Ömer Bayraktar 2
2

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Gömülmeyi Reddeden Rüya

Mürekkebin damara karıştığı o dar vakitlerdeyiz,
Kadehlerin dibinde biriken tortu değil, kadim bir kederin ayak izleri;
Ruhumun surlarında çatlaklar açıyor bu anason kokulu sessizlik,
Ve her nefeste ciğerlerime dolan duman, bir şehrin teslimiyetine ağlıyor.
Kalemi bir hançer gibi kağıdın kalbine sapladığından beri o mecnun,
Gök kubbe dar geliyor, sığmıyor artık bu sitem bu daracık odalara.
Yumruklarımda sıkılı duran sadece öfke değil,
Gömülmeyi reddeden bin yıllık bir rüyanın ihtilal hazırlığıdır bu;
Gözlerin ki, kutup yıldızını bile rotasından saptıran o hırçın pusula,
Çarpsın artık ayın soğuk tenine, uyandırsın uykuda çürüyen nehirleri.
Demir sağanaklar altında paslanmış bir ömürden geriye,
Sadece sana adanmış, zincirlerinden kurtulmuş bir çığlık kalacak.
Yürüdüğün yollar çiçeklenmiyorsa, yak o yolları gitsin,
Kendi ateşinde kavrulmak, sönük bir mum gibi bitmekten evladır.
Kutla bu yıkımı, bu harabeyi, bu dumanı tüten viraneyi;
Çünkü her büyük inşa, bir enkazın üzerinde yükselir gururla.
Bu senin mutlak zaferin, bu senin sessiz ama derinden feryadın!
Ben seni sıradan bir sızı, geçici bir hevesle değil;
Seni, tüm yasakları çiğneyen bir ihtilal gibi sevdim.
Mührü bende saklıdır, o mukaddes emanetin,
Lügatlerde tarifi yok, bu ömürlük silsilenin;
Ve seni, yeryüzüyle gökyüzünün buluştuğu
O en mahrem Arş-ı Ala’da kalbime mühürledim.

Ömer Bayraktar 2
Kayıt Tarihi : 12.2.2026 21:07:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!