Çoktan uçup gitmişti göçmen kuşlar bu sabah uyandığımda… Dağlar başına kar düşmüştü…
Güneşin ilk ışıklarına bir siren sesi karışıyor tiren istasyonundan… Adeta çığlık atıyor gidiyorum diye… Kim bilir şimdi kaç istasyonda çalıyordur ayrılık sirenleri… Ya da şimdi kaç gemi ayrılığa demir alıyordur limanlardan… Yine senin gidişin geldi aklıma………..
Ve sen bir kez daha gittin benden…
Gelişin bir bahar akşamıydı… Gelirken geçtiğin yollardaki ağaçlar birer birer eğdiler dallarını senin huzurunda…. Yıldızlar yolunu aydınlattılar karanlıkta kalma diye… Ve sen geldin… Gelişinde yaprakları tazeydi ağaçların ve martılar aç kalmıyorlardı limanlarda… Her yer rengarenkti… Gözlerin gibi…
Ya… Ya gidişin…
Gidişin soğuk bir kış ayazı… Gelişinde rengarenk olan bütün renkler şimdi siyah… Baktığım her yerde siyahtan başka renk seçemiyor gözlerim… Martılar aç şimdi, üşüyorlar limanlarda… Sen gittin ya hiç kimse simit atmıyor artık martılara… Sen gittin diye her gün yağmur yağıyor, her gün şehir ağlıyor… Ve biliyor musun? Ben sensiz ıslanıyorum, yalnız ıslanıyorum yağan yağmurlarda…
Bilir misin ne kadar acı verir gidenin ardından kalan olmak… Yokluğun şimdi uçurum… Gözlerim uçan kuşların ardından dalıp gidiyor… Bilmem ki geçermiler uçan kuşlar senin yaşadığın şehirden… Şimdi nerdesin...? Sende benim gibi yalnız mı ıslanıyorsun yağmurlarda… Döner misin geriye yine bir bahar akşamı…
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta