Bir sabah daha bindik hayata
biletimizi sormadan kesmişler,
cebimizde ekmek parası kadar sabır,
yüreğimizde koskoca bir memleket taşıyarak.
Toprak çatlak,
insan yorgun,
çocuklar erken büyümüş bu ülkede;
oyuncaklar değil
dertler bırakılmış ellerine.
Yürüdük,
çünkü durmak yasaktı bize,
susmak yakışmazdı
adı emekle anılanlara.
Her adımımızda
bir alın teri damladı sokağa...
Bir sevda vardı içimizde,
incecik ama inatçı,
kır çiçeği gibi
betonun arasından başını çıkaran.
Sevdik,
öyle usul usul değil,
hakkını ister gibi sevdik.
Bize “yeriniz burası değil” dediler,
biz de
“hiçbir yer
haksızlığın yanı değildir” dedik.
Sürgün yazdılar,
açlık yazdılar,
yalnızlık yazdılar payımıza,
okuduk hepsini, ezberledik
Bir çocuğun gözünde gördüm yarını,
ayağında ayakkabı yoktu
ama bakışı sağlamdı.
İşte o an anladım:
gelecek
üşüyebilir
ama diz çökmez.
Akşam olur,
yorgunluk çöker omuzlarımıza,
ama bilirsin,
bir türkü başlar bir yerden,
kısık sesle önce,
sonra çoğalarak.
İşte orada
yenilmediğimizi anlarız.
Çünkü biz
bir kişinin değil,
bir halkın kalbinden konuşuruz.
Çünkü biz
acıdan şiir,
öfkeyi umut yapanlardanız.
Ve gün gelir,
taş yerinde ağırlaşır,
söz yerine ulaşır,
bu düzen değişir yoldaş,
değişir.
Çünkü biz
vazgeçmeyi
hiç öğrenmedik.
Kayıt Tarihi : 1.2.2026 21:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!