Adana'ya bir gün yolun düşerse
Beni bitpazarında ara
Bil ki anıları bir sandığa koyup
Haraç-mezat satıyorumdur
Sana yazdığım şiirleri
Bir kadeh şaraba değişiyorumdur
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




İstanbul'a yolun düşerse bir gün
Kadıköy'de beni ara
Meyve veren ağaçlar gibi birçok şiir yazmış Ahmet Selçuk İlkan, başarılarının devamını dilerim.
İstanbul'a yolun düşerse bir gün, Kadıköy'de beni ara..Bende seni arıyorumdur..Sevdiğimi söyleyecektim sana..Seni bekliyorumdur...HARİKA...
30 binimi yiyo ve intihar edeceğini söylüyor.. inşaallah eder diye düşünüyorum bir an, çünkü önümüzdeki on yıl içinde bunun o kadar parsı olamayacaktır ve sonrasında da bu para olsa bile bana yaramayacaktır muhtemelen..
annesi arıyor.. 'oğlum intihar edecek, bize cevap vermiyor diyor..' üzülüyorum bana da vermiyor tabi.. ve ben sadece kuran dinliyorum.. dinliyorum dinliyorum.. abdulbasıt bin abdussamed..
kimse ölmüyor henüz.. savcılığa gidilip 'oğlumuz kayıp ve intihar edeceğini söylüyor diye dilekçeler veriliyor..'
kuran dinlemeye devam ediyorum.. cennet cehennem, melek, şeytan havada ıçuşuyor..
kimse sosnuza kadar ölmüyor diyor allah..
mustafa ben öleceğim diyor..
annesi mustafa ölecek diyor
eşi mustafa ölecek diyor
hatice mustafa ölecek diyor
süeda hiç bir şey anlamıyor
o daha babasının sadece yaramazlık yaptığını anlayacak kadar esmer ve küçük..
ben kuran dinlemeye devam ediyorum..
deniz çalkanıyor, dalga yamaca vurup denize geri dönüyor, yaşam bitiyor ve ahirete geri dönüyor.. hayat dünyaya çarpıp cennete ve cehenneme dönüyor..
kimse ölmüyor diyorum.. üzülüyoru.. kolay gelsin diyor bir kadın naiden, bütün olanlardan habersiz ama yüzünde bir dehşet ifadesi.. tanımlayamıyor bunu..
sanıyor ki herkes ölüyor..
oysa herkes aynı oyunu oynuyor..
kuran dinlemeye devam ediyorum.. en uzun ayet borç hukukuna dairdir.. kardeşlerinize süre tanıyınız diyor.. gülümsüyorum..
alacaklım arıyor.. üzgünüm belki ama umutluyum mustafa ölmeyecek diyorum..
mustafa mesaj atıyor o esnada: ' hakkını helal et, tek dostum sendin, seni de üzdüm' diyor.. ölmelisin bence evet, evet evet hemen ölmelisin yoksa süeda neden ölmedin baba diye çok kızar hayata küser diyorum..
beni anlar gibi oluyor.. ama bir daha cevap vermiyor..
kuran dinlemeye devam ediyorum..
kimse ölmüyor...
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta