gece uzun, sokaklar sessiz,
ay, eski bir lambanın solgun ışığı gibi
bir duvarın köşesine yaslanmış.
rüzgar, kimsenin hatırlamadığı bir şarkıyı
fısıldıyor kaldırımların arasına.
pencereler kapalı,
ama her perdenin ardında
bir düşünce uyanık.
bir çocuk rüyasında uçurtma uçuruyor,
bir yaşlı, gençliğinin kokusunu arıyor,
eski bir ceketin cebinde.
zaman ağır adımlarla geçiyor,
bir tren gibi, istasyona uğramadan.
kimse bilet sormuyor artık,
herkes yolcu, herkes biraz yabancı
kendi hikayesine.
bir masa var bir evde,
üzerinde yarım kalmış bir çay,
yanında unutulmuş bir kitap.
sayfalar hala sıcak,
çünkü biri az önce okurken
kendi hayatını buldu satırların arasında.
sokak lambaları sırayla yanıyor,
her biri küçük bir güneş gibi
karanlığı ikna etmeye çalışıyor.
biraz daha bekle,
insanlar henüz uyumadı.
bir kedi geçiyor duvarın üstünden,
dünyanın en önemli işi buymuş gibi
sessiz ve ciddi.
gözleri, karanlığın içindeki
iki küçük sır gibi parlıyor.
ve bir adam yürüyor,
cebinde kırışmış bir mektup,
okumaya cesaret edemediği.
çünkü bazı kelimeler
okunduğu anda
hayatı ikiye böler.
bir kadın balkonda,
elinde soğumuş bir kahve,
gözleri uzak bir ışığa takılı.
belki bir tren bekliyor,
belki sadece
bir cümle.
rüzgar yine esiyor,
bu sefer biraz daha umutlu.
bir kapıyı çalıyor hafifçe,
her şey bitmedi,der gibi,
henüz sabah olmadı.
ve sabah.
bir gün mutlaka gelir.
güneş, bütün pencerelere eşit doğar,
kırık kalplere de,
gülümseyen yüzlere de.
bir kuş, ilk notayı bırakır havaya,
sokaklar uyanır,
kapılar açılır,
insanlar birbirine bakar
ve kim bilir, belki o gün
birisi gerçekten
günaydın der
içtenlikle.
çünkü dünya bazen
sadece tek bir sıcak kelimeyle
yeniden döner.
ve şiir,
belki de sadece budur.
geceyle sabahın arasında
bir kalbin
kendi sesini duyması.
Mustafa Alp
18/02/2025 04.00
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 23:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!