Duyuyorum, uzaklardan geliyor sesler,
Bozkırın derinlerinden, rüzgarın fısıltılarından.
Bir yanık türkü, bir ağıt, bir çığlık,
Dolaşıyor içimde, dağılıyor göğsümde.
Gecenin koynunda kaybolmuşum,
Yıldızlar kadar yalnızım,
Ama yüreğimde yanıyor hâlâ
Bir umut, bir sıcaklık, bir sevda.
Taşları okşuyor ayaklarım,
Toprak, sanki eski bir dost,
Bana anlatıyor geçmişi, unutulmuş anıları,
Bir masal gibi, ama içinde hep hüzün var.
Sisli dağların arkasında bir ışık yanıyor,
Küçük, sönük ama yine de orada.
Bir yudum su gibi içiyorum bu umudu,
Gözlerim kapalı, ruhum özgür.
Bir adım atıyorum, sonra bir adım daha,
Rüzgar yüzümü okşuyor, saçlarımı karıştırıyor.
Çıplak kayaların üzerinden geçiyorum,
Her taş, her çakıl, bir şarkı gibi fısıldıyor.
Duyuyorum, yüreğimde bir sancı var,
Derin, ağır, bazen dayanılmaz.
Ama yine de yürüyorum, bırakmıyorum,
Çünkü biliyorum, her yolculuk bir umut taşır.
O dağların ardında ne var, kim bilir?
Belki bir sevda, belki bir dost eli.
Ama ben yürüyorum, geceyi yırtarak,
Bir türkü gibi, bir ağıt gibi, sessizce.
Kayıt Tarihi : 13.3.2026 11:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!