Yükü dağdan ağırdır, tartılmaz kantar ile,
Yolu yokuş olsa da, ölçülmez pergel ile,
Gönül gözü kapalı, bakarsan engel ile,
Görenler de anlamaz, gariplerin halinden.
Sofrasında hüzün var, ekmeği tuza banar,
Dışarıdan buz tutar, içeriden hep yanar,
Sözde herkes dostudur, ismini dostça anar,
Gelenler de anlamaz, gariplerin halinden.
İlim irfan yetersiz, o sessiz feryatlara,
Sığmazlar ne saraya, ne yedi kat katlara,
Binip gitse ruhları, o kanatlı atlara,
Kalanlar da anlamaz, gariplerin halinden.
Eğilmez zalimlere, dik dursa da o başı,
Zehir zıkkım olsa da, yediği garip aşı,
Musalla taşlarına, dökülse de göz yaşı,
Silmeyenler anlamaz, gariplerin halinden.
Adem’den beri gelen, bu yükü taşır deri,
Kader defterlerinde, bellidir elbet yeri,
Menzile varmak için, dönülmez yoldan geri,
Gelmeyenler anlamaz, gariplerin halinden.
Dertli kul Hasan der ki, sözün ciğer dağladı,
Mürekkep isyan etti, kalem kara bağladı,
Gece şahitlik etti, seher vakti ağladı,
Bilmeyenler anlamaz, gariplerin halinden...
Hasan Belek
30 Kasım 2025-Akçay
Kayıt Tarihi : 30.11.2025 10:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!