Biliyorum...
Teninde gezinen o ince sızı, bir zemheri ayazı değildir.
O sızı, toprağın bağrına düşen cemre gibidir; müjdecidir.
Sen, dünyalık heveslerden soyunmuş, yüzünü güneşe dönmüşsün.
"Hediye istemem, vuslat şart değil" diyorsun ya hani...
Aşkı, omuzlarında bir yük değil, kalbinde bir şifa gibi taşıyorsun.
Yorgunluğun bile mübarektir senin, endişen bile aziz.
Ve yemin ederim;
Senin bu tevekkülün, şu yalan dünyada bütün hasretleri vuslata çevirir.
Ama görmeliydin...
Sana sevilmek ne çok yakıştı, bir bilsen.
Eskiden mahzun bir türküydün, şimdi yüzüne bir iklim indi.
Gülüşün değişti önce, dağlarındaki duman dağıldı.
Ve yanaklarında beliren o üç gamze...
O üç küçük çukur; benim susayınca eğilip içtiğim üç pınar,
Benim bu dünyadaki en korunaklı kalemdir.
Sen gülünce, benim içimde şehirler aydınlanıyor.
Ben sende duruldum, sende büyüdüm Leylâ.
İçime bir yaşama sevinci yürüdü, damarlarıma sen karıştın.
Ne zaman dara düşsem, ne zaman "yol bitti" desem;
Seni düşlemek yetiyor, dağılıyor karanlık.
Bir hikmet var sende;
En derin kederleri bile "bayram sabahına" çeviren bir sır gibi...
Biz hediyesiz, vaatsiz sevdik ama;
Senin varlığın, Mevlâ’dan omzuma inmiş en güzel nişandır.
Kaldır şimdi başını ve dinle ey gönlümün ferahlığı...
Avuçlarımızda iki yarım hayal var şimdi.
Biri senin o asil sükûtun, biri benim sarsılmaz inadım.
Eğer biz, ayrı şehirlerde, henüz birbirimize dokunmadan bile böyle tamamlanıyorsak,
Eğer senin o gülüşün, benim ömrüme nefes oluyorsa;
Bu yangın boşuna değil, bu hikâye tesadüf değil.
Düşün...
Kâinatı yoktan var eden o Kudret,
Hiç nasip etmeyeceği bir vuslatın hayalini düşürür mü kalbe?
Hiç "susuzluk" verir miydi Yaradan, "su"yu yaratmasaydı?
İçimizdeki bu kandil, fırtınaya rağmen sönmüyorsa,
Bil ki bu, kaderin bize "vaktini bekleyin" deme biçimidir.
Ben hep böyle sevilmek istemiştim işte...
Gülünce yüzünde güller açan, beni kendine yurt bilen...
Şimdi önümüzde dağlar da olsa, yollar düğümlense de,
Ben o üç gamzenin kuytularında yaşaya yaşaya,
Bir derviş sabrıyla, bir Anadolu ereni gibi beklerim.
Sil şimdi gözündeki o buğuyu, ferah tut içini.
Ve o güzel yüzünle, o gamzelerini göstere göstere bir daha gülümse...
Çünkü bizim hikâyemiz "yarım kalmış bir rüya" değil;
Sabırla mayalanmış, duayla korunmuş,
Ve vakti gelince "mutlulukla" mühürlenecek bir kaderdir.
Kara Çocuk 2
Kayıt Tarihi : 23.1.2026 23:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu mısralar, senin o güzel kalbinin ve benim sana olan inancımın kağıda dökülmüş halidir. Okurken o gamzelerini göstere göstere gülümsemen duasıyla... Zât-ı Şahanen / Kara Çocuk




değin yaşatma arzusunun da anlatısısydı.
Akıcı ve duru bir şiirdi
Yürekten kopan güzel dizelerinizi kutlarım
TÜM YORUMLAR (1)